7.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
To Die For
İMDb Puanı 6.8

To Die For

-

Sonsuz İhtiras

Mizah, trajedi, seks… Bu filmde her şey var! Suzanne Stone’un (Nicole Kidman) tek hedefi televizyona çıkmaktı ve ne olursa olsun bu hayalini gerçekleştirmek istiyordu. Ancak önünde büyük bir engel vardı: Kocası Larry Moretto (Matt Dillon). Kendisine aşık bir gencin yardımını alarak bu engeli saf dışı bırakabilirdi, hem de sonsuza dek. Amerikan bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden biri olan ve Fil (Elephant), Can Dostum (Good Will Hunting), Benim Güzel Idaho’m (My Own Private Idaho) gibi filmlere imza atan Gus Van Sant’ın yönettiği Sonsuz İhtiras, Oscar ödüllü oyuncu Nicole Kidman’ın “femme fatale” rolünde unutulmaz performansını izlemek için kaçırılmayacak bir fırsat.
  Tür: Komedi , Suç
  1. En iyi 100 Kadın Oyuncu Performansı
      3 yıl Önce   387
    En iyi 100 Kadın Oyuncu Performansı www.thecinemaarchives.com'un değerlendirmesine göre sıralamadır. Filmlerin önemli bir bölümünü sitemizden izleyebilirsiniz.
    İstasyondan İstasyona: Kazuo Ishiguro’nun En İyi On Tren Filmi
      1 ay Önce   299
    İstasyondan İstasyona: Kazuo Ishiguro’nun En İyi On Tren Filmi Nobel ödüllü yazar, BFI Southbank'te yakında gösterilecek "Station to Station: Kazuo Ishiguro’s Top Ten Train Films" (İstasyondan İstasyona: Kazuo Ishiguro'nun En İyi On Tren Filmi) seçkisi öncesinde, trende geçen en iyi filmlerden bazılarını yalnızca bu yazı için kaleme alıyor.
    Ölüm Visconti’ye Yakışıyor
      2 ay Önce   515
    Ölüm Visconti’ye Yakışıyor Michael Wood, Mayıs 2003 tarihli bu inceleme yazısında, şatafatları ve melodramatik tarzlarıyla kötü şöhretli olan Luchino Visconti’nin geç dönem eserlerinin, bizleri açıklanamaz olanla hayrete düşürdüğünü ileri sürdü.
    Latin Amerika Sinemasının Gözden Kaçmış 10 Başyapıtı
      7 ay Önce   412
    Latin Amerika Sinemasının Gözden Kaçmış 10 Başyapıtı Latin Amerika, dünya sinemasının en inanılmaz filmlerinden bazılarını üretmiş olsa da, en büyük eserlerinin çoğu, kendi ülkeleri dışında şaşırtıcı derecede bilinmiyor. Birkaç yönetmen uluslararası tanınırlık kazanmış olsa da, yeniden keşfedilmeyi bekleyen uzun bir harika film tarihi var. Bu liste, bölgeden (Brezilya hariç) on az bilinen mücevheri bir araya getiriyor.
    Altyapı Senfonileri: Kent Filmlerinden Siyasal Kurmacaya
      9 ay Önce   232
    Altyapı Senfonileri: Kent Filmlerinden Siyasal Kurmacaya Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
Yorum Alanı