Tansiyon oynatan filmleriyle; Michael Haneke
Gerçeğin soğuk tokadını, burjuvazinin iki yüzünü ve kibrin karanlık geçmişini çektiği akıl almaz filmler üzerinden akıl ve ruh sağlığımıza enjekte eden, sinemanın eşsiz mucizelerinden Michael Haneke’nin ilk filminden, bu ay Filmekimi’nde izleyeceğimiz son filmi Happy End’e uzanan gergin bir yolculuğa hazır mısınız?
2 hafta Önce 449
Ölüm Visconti’ye Yakışıyor
Michael Wood, Mayıs 2003 tarihli bu inceleme yazısında, şatafatları ve melodramatik tarzlarıyla kötü şöhretli olan Luchino Visconti’nin geç dönem eserlerinin, bizleri açıklanamaz olanla hayrete düşürdüğünü ileri sürdü.
3 ay Önce 229
10 Harika Brezilya Filmi
Küresel Güney’in pek çok önemli sinema geleneği gibi Brezilya sineması da Birleşik Krallık’ta pek dolaşım imkânı bulamıyor; bu durum, onu keşfetme düşüncesini daha da ürkütücü kılıyor. Zaman zaman Kleber Mendonça Filho ve Juliano Dornelles imzalı Bacurau (2019) gibi bir sanat sineması hiti çıkabiliyor ya da Antonio Carlos da Fontoura’nın kuir gangster klasiği The Devil Queen (1974) gibi bir restorasyon çalışması bir festivalde arzıendam ediyor. İnsanlar bu eserlere büyük tepki göstererek, “Böylesine muazzam bir film daha önce neredeydi?” diye soruyorlar. Elbette 1960’lar ve 70’lerde uluslararası eleştirmenler, Brezilya’nın politik odaklı “yeni dalgası” olan Cinema Novo ile yakından ilgiliydi; ancak bunun dışındaki pek çok şeyle pek ilgilenmediler.
8 ay Önce 654
Az Bilinen 10 Harika Macar filmi
István Szabó’nun Klaus Maria Brandauer ile etkileyici iş birliklerini (Mephisto, 1981; Albay Redl, 1984; Hanussen, 1988) içeren Blu-ray kutu setinin nihayet yayımlanması, Avrupa'nın kendine özgü sinema kültürlerinden birine olan ilgiyi yeniden alevlendirdi.
8 ay Önce 199
Altyapı Senfonileri: Kent Filmlerinden Siyasal Kurmacaya
Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.