10.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
La Luna
İMDb Puanı 6.5

La Luna

-

Ay

Tam da büyüme çağında olan Joenun bu zamanlarda güçlü bir baba figürüne ihtiyacı vardır. Annesi bir opera sanatçısı olan Caterine, Douglas ile evlidir. Ama Douglas, Joenun gerçek babasının yerini tutamıyor. Ayrıca Douglas da ruhsal bir bunalımda. Giderek daha da kötüleşen Douglas bir gün Joenun gözleri önüne intihar edince Joenun durumu daha da kötüleşiyor. Bu olayın sonrasında anneyle oğlu İtalyaya geri dönüyorlar. Joe orada uyuşturucu kullanmaya başlayınca zavallı annesi oğluna daha da yakınlaşıyor. Ancak bu yakınlaşma giderek bir anne-çocuk ilişkisinden çok iki sevgili ilişkisine doğru kayıyor.
  Tür: Dram
  1. Latin Amerika Sinemasının Gözden Kaçmış 10 Başyapıtı
      2 ay Önce   212
    Latin Amerika Sinemasının Gözden Kaçmış 10 Başyapıtı Latin Amerika, dünya sinemasının en inanılmaz filmlerinden bazılarını üretmiş olsa da, en büyük eserlerinin çoğu, kendi ülkeleri dışında şaşırtıcı derecede bilinmiyor. Birkaç yönetmen uluslararası tanınırlık kazanmış olsa da, yeniden keşfedilmeyi bekleyen uzun bir harika film tarihi var. Bu liste, bölgeden (Brezilya hariç) on az bilinen mücevheri bir araya getiriyor.
    Lanet Sineması: Günümüz Orta ve Doğu Avrupa Sinemasında Karşı Yetenekler
      6 ay Önce   409
    Lanet Sineması: Günümüz Orta ve Doğu Avrupa Sinemasında Karşı Yetenekler "Lanet Sineması"nı nasıl tanımlayabiliriz? Bu "tür"e giriş yapmanın bir yolu, onu John Orr'ın "Sanat ve Politika Olarak Sinema" kitabında "hayret sineması" olarak adlandırdığı şeyin daha karamsar bir versiyonu olarak görmektir. Orr'a göre bu kavram, genel olarak Orta ve Doğu Avrupa sinemasını ve özellikle de Tarkovsky, Paradjanov, Jancsó ve Angelopoulos'un eserlerini kapsar. Peki onların halefleri kimlerdir? Akla gelen isimler ve filmler şunlardır: Artur Aristakisyan'ın "Eller" (1993); Alexander Sokurov'un "Fısıldayan Sayfalar" (1996); Victor Kosakovsky'nin "19 Temmuz 1961 Çarşamba" (1997); Vitaly Kanevsky'nin "Kıpırdama, Öl ve Yeniden Diril!" (1989). Ve 60'lardan bir usta olan Kira Muratova'nın, 1989 yapımı "Astenik Sendrom"'u bir tür aşağılanmış yücelik olarak kalır. Ancak belki de daha önemli isimler, doğal dünyanın umut verici yönünü, ki bu yön sıklıkla toplumsal karamsarlığı da kapsar, reddeden Béla Tarr, Sharunas Bartas ve Fred Kelemen'dir. Orr, hayret sinemasını "nadir bir deneyimin estetiği" olarak görürken, lanet sinemasında doğayı çok daha ziyade baskıcı bir şekilde sıradan olarak görme eğilimindeyizdir; toplumsal baskıya karşı olmaktan ziyade, onunla olumsuz bir birlik içinde.
    Dünyayı Ülkeye Taşımak: Jia Zhangke ve Çin Yeraltı Sinemasının Meşrulaşması
      7 ay Önce   382
    Dünyayı Ülkeye Taşımak: Jia Zhangke ve Çin Yeraltı Sinemasının Meşrulaşması 2024 yılının Ocak ayının ortalarında Çin Halk Cumhuriyeti Film Bürosu, Jia Zhangke’nin “yönetmenlik yetkinliklerinin” “yeniden iade edildiğini” duyurdu.
    Lav Diaz Sineması: Geçmişin İzinde
      1 yıl Önce   252
    Lav Diaz Sineması: Geçmişin İzinde Genellikle uzun ve siyah-beyaz filmlerin yönetmeni olan Lavrente Indico Diaz, bilinen adıyla “Lav Diaz” Filipinlerin en kıymetli yönetmenlerinden biridir. 1958’in Aralık ayında doğan yönetmen, yapımcı oluşunun yanı sıra, editör, şair, yazar, besteci ve aktör olarak da çeşitli alanlarda çalışıp ilgilenmiştir. Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan yönetmen, filmlerinde genellikle kendi şiirlerini ve kendi müziklerini kullanır. Notre Dame Üniversitesi, Ekonomi diplomasının yanı sıra hukuk eğitimi de alan Diaz, Temmuz 2017’de Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (Academy of Motion Picture Arts and Sciences)’ne davet edilmiştir.
    Moufida Tlatli: Sessiz Kadınların Sinemacısı
      2 yıl Önce   251
    Moufida Tlatli: Sessiz Kadınların Sinemacısı 7 Şubat 2021'de hayatını kaybeden Moufida Tlatli Arap dünyasının en önemli kadın sinemacılarından biriydi. Uzun ve verimli bir kurguculuk kariyerinin ardından imza attığı ilk filmi Sarayın Sessizliği’nden itibaren hep kadınların kıstırılmışlığına dair incelikli öyküler anlattı.
Yorum Alanı