5.0
Toplamda 0 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
Ağıt
İMDb Puanı 6.9

Ağıt

-

Requiem

Yılmaz Güneyin Seyyit Hanla başlattığı (1968) destansı gerçekçilik türünün yeni bir aşamasını oluşturan bir deneme. Venedik Film Şenliğinde (1972) ön elemeyi kazanıp 10 film arasına girdi.(...) Göremenin doğal dekorlarından western filmlerine benzer biçimde doyumsuz sahneler çıkaran bu incelikli çalışma kaçakçılık üzerine kurulmuş. Ve türün en iyilerinden biri. Güney, saçları eşek tıraşlı, yanık yüzlü ve suskun bir kaçakçı çetesi reisi Çobanoğlu rolüyle yine etkili bir oyun gösterisi sunuyor. Ne var ki sansür gereği kaçakçının değişmeyen yazgısı ölümdür. Yörede Beyaz Donlular adıyla ün yapan Çobanoğlunun sonu da bu çizgide gerçekleşir. Yine de Sansür Kurulu, Doktor hanımın Yılmaz Güneyin vücundundan kurşunu çıkarırken hep ağızdan söylenen türkü sahnesinin çıkarılması koşulunu getirir. Oysa filmin en duyarlı sahnelerinden biridir bu.
  Tür: Dram
  1. Savaşa Yakılan Ağıtın En Şiirsel Hali: Risttuules
      3 yıl Önce   218
    Savaşa Yakılan Ağıtın En Şiirsel Hali: Risttuules Risttuules (Rüzgarların Arasında) savaşa ve etkilerine ağıtlar yakan, devrimci diyebileceğimiz biçimselliği cesurca kullanan kesinlikle yaşanması gereken bir deneyim.
    20. Yüzyıla Ağıt: Angelopoulos’un Sineması
      4 yıl Önce   459
    20. Yüzyıla Ağıt: Angelopoulos’un Sineması 24 Ocak 2012’de aramızdan ayrılan Yunanistanlı usta yönetmen Theo Angelopoulos 1935 yılında Atina’da doğmuştur. Önce hukuk alanında eğitim görmeye başlamış fakat daha sonra Fransa’ya giderek sinema eğitimini tamamlamıştır. 1964’de ülkesine döndüğünde “Democratic Change”de sinema eleştirmenliği yapmıştır. Ölümüyle yarım kalan Yüzyıl Üçlemesi’nin son filmi gibi, ilk film denemesi de yarım kalır Angelopoulos’un. 1968’de kısa metrajlı filmi Broadcast – Ekpombi’yi çeken yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi ise 1970 tarihli Tatbikat – Anaparastasi olur.
    Kira Muratova’nın sinemasına ilk bakış
      3 gün Önce   330
    Kira Muratova’nın sinemasına ilk bakış Aleksandr Sokurov ve Andrzej Wajda gibi yönetmenlerin elinden tutup gün yüzüne çıkardığı, alıntılarla yücelttiği ve hürmet gösterdiği Muratova; ardındaki on altı film, bir Gümüş Ayı, üç Nika Ödülü ve kariyerine atfedilen sayısız takdirle sinema kariyerini taçlandırmıştır.. Oysa Perestroika öncesinde, Sovyet nomenklatürası tarafından adeta aforoz edilen, filmleri engellenen, makaslanan ve zaman zaman tamamen sansürlenen bu Rus-Rumen yönetmen için böyle bir manzara hayal bile edilemezdi.
    Patricio Guzmán’ın Filmleri Aracılığıyla Şili Tarihini Anlamak
      1 hafta Önce   431
    Patricio Guzmán’ın Filmleri Aracılığıyla Şili Tarihini Anlamak Bu ay, Şili'nin Santiago kentinde General Augusto Pinochet'nin Salvador Allende'nin başkanlığına karşı gerçekleştirdiği darbenin 50. yıldönümü. 11 Eylül 1973'te başkanlık sarayı La Moneda'ya yapılan bombalı saldırı, dünyanın ilk demokratik olarak seçilmiş Sosyalist başkanı olan Allende'nin ölümüne ve Pinochet'nin Latin Amerika'nın en acımasız ve şiddet dolu diktatörlüklerinden biri haline gelecek 17 yıllık iktidarının başlangıcına yol açtı.
    Tel Üzerindeki Kuş: Fassbinder Sinemasında Leonard Cohen Müziği
      7 ay Önce   623
    Tel Üzerindeki Kuş: Fassbinder Sinemasında Leonard Cohen Müziği Sinema tarihinde, Rainer Werner Fassbinder ile Leonard Cohen arasında (hiçbir zaman resmiyete dökülmeden) ortaya çıkan işbirliği kadar tuhaf bir şekilde kaçınılmaz görünen çok az işbirliği vardır. Yeni Alman Sineması'nın "yaramaz çocuğu" konumundaki Fassbinder, yaptığı filmler ve televizyon dramalarıyla toplumsal alışkanlıkları ve duygusal zırhları delip geçiyordu. Kanadalı şair-şarkıcı Cohen ise eski püskü kadifeyi andıran sesiyle pişmanlık, mizah ve yakınlığın rahatsız edici gerçekleri üzerine şarkılar inşa ediyordu. Bu iki duyarlılığın buluşması, hemen tanınabilir bir atmosfer yarattı: Fassbinder'in ölçülü kamera çalışması ve ahlaki doğrudanlığı, Cohen'in berelenmiş baladlarıyla birleştiğinde ortaya sessizce ezici bir şey çıkıyordu. Yönetmenin çalışmaları boyunca Cohen'in müziği, bir atmosfer yaratmaktan çok daha fazlasını yapar: adeta bir Antik Yunan korosuna, karakterlerin dünyalarının ahlaki bir barometresine dönüşür, tarihsel sınırları çökertir ve karakterlerin seçimlerindeki etik değerleri açığa çıkarır.
Yorum Alanı