10.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
Rope
İMDb Puanı 8

Rope

-

Ölüm Kararı

Sinema Tarihi’nin gerilim ustası Alfred Hitchcock’un yönetmenliğini üstlendiği 1948 çıkışlı sinema filmi “Rope” (İp/ Ölüm Kararı), Patrick Hamilton’un yazdığı oyundan uyarlandı. James Stewart’ın başrolünde yer aldığı yapımda John Dall, Farley Granger ve Joan Chandler yer alıyor. tek mekanda geçen “Rope”, Nietzsche’den Freud’a kadar bir çok düşünürün felsefesini dillendirerek türlü göndermeler yapmaktadır.
Saygın ve seçkin bir konuma sahip olan iki genç adam Brandon ve Philip, cinayet hakkındaki ‘farklı’ düşüncelerini eyleme geçirme kararı aldıktan sonra sosyetik arkadaşları David’i öldürürler. Dünyaya faydası olmayan insanların öldürülebileceği, dahası, cinayeti sadece asil ruhlu insanların işleyebileceği görüşünü savunan ikili, iple boğarak öldürdükleri arkadaşlarının cansız bedenini bir sandığın içinde saklarlar.
Cinayet işlendikten bir kaç saat sonra evde parti düzenleyen ikili, yiyecek ve içkileri cesedin bulunduğu sandığın üzerine yerleştirirler ve arkadaşlarını davet ederler. Ancak ne var ki, herkes David’in gelmesini beklemektedir ve bu bekleyiş, cinayeti işleyenlerden Philip’in tedirgin olmasına sebep vermektedir.
Philip’e oranla daha soğukkanlı olan Brandon ise durumu ustaca idare etmeye çalışsa da partiye katılanlar arkadaşlarından Rupert’ın zekası, ikiliyle adeta çatışmaya girecektir.
  Tür: Gerilim , Gizem , Suç
  1. Altyapı Senfonileri: Kent Filmlerinden Siyasal Kurmacaya
      3 ay Önce   89
    Altyapı Senfonileri: Kent Filmlerinden Siyasal Kurmacaya Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
    Bir Kez Yönetmenlik Yapmış İsimlerden 10 Harika Film
      7 ay Önce   664
    Bir Kez Yönetmenlik Yapmış İsimlerden 10 Harika Film Night of The Hunter (Caniler Avcısı)'ın 70. Yılında, Tek Filmle Unutulmaz Olan Yönetmenleri Selamlıyoruz.
    Milliyetçilik: Sahne Arkasında ve Önünde
      8 ay Önce   540
    Milliyetçilik: Sahne Arkasında ve Önünde Bir süreliğine, Soğuk Savaş kutuplaşmalarının devlet destekli sanat tüketiminin son altın çağı olduğu düşünülmüştü. Ancak günümüzde Avrupa çapında yeniden yükselişe geçen milliyetçilik, propaganda söylemlerine beklenmedik bir geri dönüş yaşatıyor. Nitekim, şovenist hükümetler ve ürkütücü milliyetçi hareketler, sinemayı kendi davalarının önemli bir sözcüsü – ve eleştiri söz konusu olduğunda, ulusal onurlarına yönelik bir tehdit – olarak yeniden keşfetti. Sinema her zaman bir kültürel diplomasi meselesi de olsa, son dönemde uluslararası festivaller, eleştirmenler ve sinemaseverlerce neredeyse tamamen övülen iki filme yönelik millî öfke patlamaları yaşandı: Polonya yapımı Ida (2013) ve Rus yapımı Leviathan (2014). Bu filmler, kendi yapımcılarının ülkelerini "yeterince temsil etmemekle" suçlanarak, özellikle Batı'dan aldıkları övgüler nedeniyle vatan haini ilan edildi. Yurtdışındaki başarı, kültürel ihanet; eleştiri ise vatan hainliği sayılıyor.
    Unutulmaması Gereken Yönetmen: Elio Petri ve İtalyan Politik Sinemasının Mirası
      1 yıl Önce   338
    Unutulmaması Gereken Yönetmen: Elio Petri ve İtalyan Politik Sinemasının Mirası Zamanımızın büyük politik ikilemi, bizim -yani çağdaş toplumlarda toplumsal ilişkilerin bazı temel demokratik dönüşümlerini hedefleyenlerin- daha önceki politik çalkantıların gerisinde yaşıyor olmamızdır. Bu, batılı endüstriyel-kapitalist ülkeler boyunca geçerlidir. Daha spesifik olarak, toplumsal hareketler ve politik protestolar İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra filizlendi ve daha sonra 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında politik algıları yapılandıran işaretler olmaya devam eden sözde devrimci aktivizm örnekleriyle doruğa ulaştı. Politik film yapımcılığının evrimi bu tarihin bir parçasıdır ve pek hatırlanmayan Elio Petri bunun en önemli yönetmenidir. Petri, politik analizi ve film sanatını kendisinden önce veya sonra gelen herhangi bir yönetmenden daha başarılı ve kapsamlı bir şekilde birleştirdi.
    Pedro Almodóvar Sineması’nı Tanımlamak: Çoklu Ögelerin Görsel Yansıması
      2 yıl Önce   191
    Pedro Almodóvar Sineması’nı Tanımlamak: Çoklu Ögelerin Görsel Yansıması Almodóvar benim için her zaman favori yönetmenlerimden biri olmuştur. Geçtiğimiz günlerde okulda kendisiyle ilgili yoğun bir ders sürecimden sonra, arka arkaya Pedro Almodóvar izlerken buldum yeniden kendimi. Kendisiyle ilgili konuşmayı her zaman sevmişimdir, bu yüzden bunu bir tık profesyonel hale dönüştürüp, detaylı bir inceleme yapmak istedim. Bazen açıklamaları anlaşılır ve doğru kılmak için bireysel konuşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden, tüm zamanların en sevdiğim ve ilham veren yönetmeninden bahsederken öznelliğe bağlı kalmanın zor olacağını bilerek, Pedro Almodóvar’ın üç filmini kendi bakış açımla değerlendireceğim: The Skin I Live In (İçinde Yaşadığım Deri, 2011), All About My Mother (Annem Hakkında Her Şey, 1999) ve Volver (Dönüş, 2006).
Yorum Alanı