Dikongué-Pipa, Muna Moto filminde kırılgan ve duygu yüklü bir aşk hikâyesi üzerinden, Afrika sinemasına yepyeni bir dil kazandırır. Kamerun’un bir köyünde, kur yapma ve evlilik ritüellerini çevreleyen katı gelenekler, birbirine körkütük âşık sözlü bir çiftin yollarını ayıracaktır; zira ödenemeyen bir başlık parası ve genç kadına göz koyan bir başka adam, ataerkil bir toplum ile modern bir nesil arasındaki çatışmanın fitilini ateşler. Işıkla yıkanan siyah-beyaz sinematografi ve üsluptaki sanatsal dokunuşlar, hafızalardan silinmeyecek güçte görseller doğurur. Geriye dönüşlerle (flashback) örülü bu sarsıcı anlatı, sömürgecilik sonrası dönemin sancılarını ve geleneklerin dışına çıkmayı reddeden bir topluluğun yarattığı yıkıcı yıkımı gözler önüne serer.
Japon Sineması’nın Altın Çağı 1950’lerden 10 Seçkin Film
Akira Kurosawa imzalı Raşomon (Rashomon), Japonya'daki vizyon tarihinden yaklaşık bir yıl sonra, 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu başarıdan yedi ay sonra ise Akademi Ödülleri'nde onurlandırılarak En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ını kazanmıştır. Japonya'da film üretimi 1890'ların sonundan itibaren mevcut olsa da Japon sinemasının uluslararası arenada görünürlük kazanması ve kalıcı bir iz bırakması ancak 1950'lerdeki "Altın Çağ" dönemiyle mümkün olmuştur.
11 ay Önce 534
İstikrarsız Sınırlar: Angelopoulos’un Balkan Destanı’nda Duygulanım, Sahne Düzeni ve Duyusal Deneyim
Bu makale, ilk olarak Richard Candida Smith editörlüğünde yayımlanan "Art And The Performance Of Memory: Sounds And Gestures Of Recollection" (Hafızanın Sanatı ve Performansı: Hatırlamanın Sesleri ve Jestleri) adlı kitapta, Routledge yayınevinin "Bellek ve Anlatı" serisinde (New York, 2002) yer almıştır. (1)
2 yıl Önce 263
Deleuze’ün Sinema Felsefesi
Deleuze’ün sinema felsefesi, temel olarak “kavram yaratma” üzerine odaklanmaktadır. Deleuze’ün sinema üzerine yaptığı çalışmaların temeline bakıldığında sinema, sonsuz bir düşünme, var olma ve karşılaşma halini yansıtan temel bir olgudur. İmgelerin yarattığı kanallar vasıtasıyla farklı disiplinlerdeki düşüncelere etki edebilen (ya da başka disiplinlerdeki düşüncelerden etkilenen) sinema, kendi gerçekliğine sahip olan bir düşünme şeklidir. Bu anlamda sinema, düşünceler aracılığıyla bir üretim tarzı olmanın yanında, aynı zamanda hareketin ve zamanın imgelerin içinde filizlendiği bir sanat türüdür. Dolayısıyla sinemada hareket ve anlam Deleuze tarafından büyük önem taşımaktadır.
4 yıl Önce 614
BİR POLİTİK SİNEMA ÖRNEĞİ OLARAK KEN LOACH SİNEMASI : “RİFF -RAFF” (AYAKTAKIMI) VE “I, DANİEL BLAKE” (BEN, DANİEL BLAKE) FİLMLERİNDE İŞÇİ SINIFININ SUNUMU
Sanat ve politika arasındaki ilişki her zaman tartışılan bir konu olmuştur. Sinemanın da görsel ve işitsel imkanları sayesinde politikayla olan ilişkisi göz ardı edilemez. Proletaryanın tarih sahnesine çıkışıyla birlikte grevler, lokavtlar ve sendikalar da perdeye yansımaya başlamıştır. Bu tezde “Politik Sinema Örneği Olarak Ken Loach sineması ve iki filmi olan “Riff- Raff” (Ayaktakımı) ve “I, Daniel Blake” (Ben, Daniel Blake)” filmlerinde İşçi Sınıfının sunumları incelenmiştir.