8.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
Mat
İMDb Puanı 7.5

Mat

-

Ana

Dünya edebiyatında toplumcu gerçekçilik akımının öncüsü Maksim Gorki’nin, dünyanın tüm dillerine çevrilen ünlü romanı Mat (Mother) - Ana, Sovyet sinema ustası Vsevolod Pudovkin tarafından sinemaya uyarlanmıştır.

Rus Çarlığı’na bağlı patronların fabrika ve atölyelerinde koşullar son derece zor ve acımasızdır. Yaşlı Vlasov, içinde bulunduğu durumu alkolle unutmaya çalışır. Karısı ise gelişmelere karşı çaresizdir. Oğul Pavel, devrimci çalışmaları nedeniyle tutuklanır ve mahkum edilir. Tüm bu altüst oluşlar Pavel’in anasının bilincinde bir sıçrama yaratır. Ve Ana da, oğlu Pavel gibi sınıf mücadelesine katılır; işçi sınıfının birliği ve kurtuluşu için mücadeleye öncülük eder. Pudovkin, Maksim Gorki’nin romanındaki sevecen ve sıcak üslubu, ustalıkla sinemaya taşımıştır.
  Tür: Dram
  1. Mikio Naruse Sinemasında Materyalist Etik
      10 ay Önce   586
    Mikio Naruse Sinemasında Materyalist Etik Mikio Naruse’nin külliyatı hakkında yazan eleştirmenler, kaçınılmaz olarak olumsuz karşılaştırmalara ve eksiklikler listesine düşerler. Japon auteur’ler panteonuna geç dahil olmuş bir isim olarak Naruse, daima Kurosawa, Ozu ve Mizoguchi’nin altında değerlendirilmiştir. Şikâyetlerin ortak bir nakaratı vardır. Naruse içsel, ev içi dramlar yapmıştır ama onun işleri Ozu’nun eserleri kadar oyunbaz ya da sevimli değildir. Ozu ile birlikte Shochiku’nun Kamata stüdyolarında çıraklık yapmıştır, ama ya o stüdyonun hafif, eğlenceli üslubunu öğrenememiş ya da öğrenmek istememiştir. Israrla ağır, kasvetli ve depresif olmaya devam ettiği için oradan ayrılmasına memnuniyetle göz yumulmuştur. İki altın çağı kucaklayan klasik bir yönetmendir, ancak onun eserleri Bordwell’in kutladığı Japon sinemasının kendine özgü biçimsel süslemelerini ya da Burch’un betimlediği Japon estetik pratiğinin radikal sapmalarını örneklemez. Kadın melodramları çekmiştir, ama bunlar ne üslup açısından ne de duygusal yoğunluk açısından Mizoguchi’ninkiler kadar incelikle etkileyicidir.
    Gezi hukuksuzluğu Cannes’da: Emin Alper’den Çiğdem Mater’e selam
      4 yıl Önce   349
    Gezi hukuksuzluğu Cannes’da: Emin Alper’den Çiğdem Mater’e selam Son filmi Kurak Günler’in Cannes Film Festivali’ndeki gösteriminin ardından konuşan yönetmen Emin Alper, filmin yapımcılarından olan ve Gezi davasında 18 yıl hapse mahkum edilen Çiğdem Mater’den söz ederek, “Şu an bizimle değil, çünkü kendisi komik bir dava sonucu hapse atıldı. Bizimle olmasa da aklımız ve kalbimiz onun yanında” dedi. Alper’in konuşması, salondan büyük alkış aldı.
    10 Harika Fransız Gerilim Filmi
      13 saat Önce   5
    10 Harika Fransız Gerilim Filmi Fransız sineması, her yıl düzinelerce örnek üretmesine karşın, gerilim (thriller) türüyle çelişkili ve karmaşık bir ilişki içindedir. Kökenleri, Louis Feuillade’ın Les Vampires (1915-1916) gibi yüksek atmosferik yoğunluğa sahip seri filmlerine dayanan ve temellerini otoriteye karşı ulusal düzeydeki müphem tutumdan alan bu tür, yalnızca marjinalleştirilmiş kahramanları yüceltmekle kalmaz, aynı zamanda çağdaş toplum yapısını da eleştirel bir süzgeçten geçirir.
    Yeni Alman Sineması’ndan 10 Harika Film
      2 hafta Önce   173
    Yeni Alman Sineması’ndan 10 Harika Film “Papa’nın sineması öldü,” 1960’lar ve 70’lerde ticari kaçışçılık içinde durağanlaştığını düşündükleri bir sektörü yeniden canlandırma kararlılığındaki bir Alman yönetmen kuşağının sloganıydı.
    Japon Sineması’nın Altın Çağı 1950’lerden 10 Seçkin Film
      2 hafta Önce   249
    Japon Sineması’nın Altın Çağı 1950’lerden 10 Seçkin Film Akira Kurosawa imzalı Raşomon (Rashomon), Japonya'daki vizyon tarihinden yaklaşık bir yıl sonra, 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu başarıdan yedi ay sonra ise Akademi Ödülleri'nde onurlandırılarak En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ını kazanmıştır. Japonya'da film üretimi 1890'ların sonundan itibaren mevcut olsa da Japon sinemasının uluslararası arenada görünürlük kazanması ve kalıcı bir iz bırakması ancak 1950'lerdeki "Altın Çağ" dönemiyle mümkün olmuştur.
Yorum Alanı