10.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
Der Himmel über Berlin
İMDb Puanı 8

Der Himmel über Berlin

-

Arzunun Kanatları

İnsan olabilmek için dünyevi bir aşk arayışı içerisine giren bir meleği konu alan film bölünmüş Berlin’de geçer. Melek Damiel (Bruno Ganz) ve melek Cassiel’in (Otto Sander) gözünden şehirdeki farklı yaşamları izler, farklı dramlara tanık oluruz. Konumları gereği onlar da sadece pasif bir izleyici olmak mecburiyetindedirler. Damiel bunu değiştirmeye karar verir...Berlin Üzerine Gökyüzü, sinema tarihinin en unutulmaz filmlerinden biri. Varoluşsal felsefeyi perdeye bu kadar iyi yansıtan, iletişimsizliği ve yabancılaşmayı bu kadar iyi anlatan bir filme çok az rastlayabilirsiniz. Alman toplumunun bölünmüşlüğünü, geçmişlerinin ağır faturasını ve bu yük karşısında parçalanıp yabancılaşan Almanları anlatan çok çarpıcı bir yapım. Monologlar üzerinden ilerlemesine karşın, inanılmaz karelerle derdini anlatan bir şaheser. Görüntüleri ve müzikleri kadar, yönetmenin kullandığı çekim açıları da yabancılaşmayı çok iyi anlatıyor.
  Tür: Fantastik , Romantik
  1. En İyi 50 Alman Filmi
      2 yıl Önce   783
    En İyi 50 Alman Filmi SinemaNova olarak bulup da izleyebildiğimiz en iyi 50 Alman filmini seçtik. Sıralamayı tarihsel olarak yaptık. En sevdiğimiz daha fazla Fassbinder filmi eklemek isterdik. 50'de sınırlamak için bazılarını elemek zorunda kaldık. Bazı usta alman yönetmenlerin Almanya dışında çektikleri başyapıtları elemek zorunda kaldık. Örneğin Fitzcaraldo, Paris-Texas gibi. Nazi güzellemesi yapan Leni Riefenstahl'ı bilinçli liste dışı bıraktık. İzleyemediğimiz ya da atladığımız birçok çok iyi Alman filmi mutlaka çok vardır. Önerilerinizi ve düşüncelerinizi yorumlar bölümünde paylaşmanızı önemle rica ediyoruz.
    Altyapı Senfonileri: Kent Filmlerinden Siyasal Kurmacaya
      3 ay Önce   88
    Altyapı Senfonileri: Kent Filmlerinden Siyasal Kurmacaya Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
Yorum Alanı