Nicht versöhnt oder Es hilft nur Gewalt, wo Gewalt herrscht
-
Not Reconciled or Only Violence Helps Where Violence Rules
Tarihin sürekliliği ile çöküşünü, baskı mekanizmalarının gücünü ve hesaplaşmanın yarattığı dehşeti; sadakat, ihanet ve intikam temaları üzerinden ele alan bir yapıt. Cesur ve sinematik bir kurgusal oyun alanında, Heinrich Böll’ün Dokuz Buçukta Bilardo adlı romanı; bir Alman ailesinin birkaç nesle yayılan yaşam öyküsünü ileriye doğru taşırken, metni kırılmalara, bloklara, kesintilere ve ani dönüşlere ayırır.
Kölnlü bir mimar ailesi olan Fähmel'lerin hikayesi üzerinden, 1914 ile 1954 yılları arasındaki yarım asırlık Alman tarihi anlatılır. Büyükbaba Heinrich 1907'de görkemli bir manastır inşa eder; oğlu Robert, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde Wehrmacht askeri olarak bu manastırı havaya uçurur; torun Joseph ise savaş sonrası manastırın yeniden inşasında görev alır. Film, II. Dünya Savaşı sonrasındaki "ekonomik mucize" (Wirtschaftswunder) Almanyası'nın geçmişteki Nazizm, militarizm ve faşizm suçlarıyla gerçek anlamda yüzleşmediğini savunur.
Straub ve Huillet ikilisi, ana akım sinemanın tüm anlatı kurallarını reddederek sinema tarihinin en katı "Brechtçi sinema" örneklerinden birini ortaya koymuşlardır:
Zaman Kırılmaları: Film, geleneksel geri dönüş (flashback) tekniklerini, dönem kostümlerini veya dekor değişikliklerini kullanmaz. Geçmiş ve şimdiki zaman aynı sahnede, hiçbir görsel uyarı olmaksızın iç içe geçer.
Kompakt Süre: Koca bir nehir romanı, gereksiz her türlü süslemeden arındırılarak sadece 55 dakikalık son derece yoğun bir süreye sığdırılmıştır.
Yabancılaştırma Efekti: Amatör oyuncular tercih edilmiş, duygusal abartıdan kaçınılmış ve metinler düz bir tonda, adeta bir mahkeme tutanağı gibi "alıntılanarak" okutulmuştur.
Filmin adı, Bertolt Brecht'in bir şiirine ve Böll'ün metnine referans verir. "Uzlaşılmamış" ifadesi, faşizmin tortularını temizlemeden normalleşen burjuva toplumuyla uzlaşmayı reddetmeyi simgeler. "Şiddetin hüküm sürdüğü yerde yalnızca şiddet çare olur" alt başlığı ise, kurumsal ve tarihsel şiddete karşı sessiz kalmanın imkansızlığına vurgu yapar.