Sean Baker ve Shih-Ching Tsou imzalı, kurmacanın sınırlarını aşan belgeselvari (vérité) yapıt Take Out, Amerikan rüyasının hiç olmadığı kadar uzak, erişilmez göründüğü ham bir gerçeklik sunuyor. Film, 11 Eylül sonrası New York’unun tekinsiz çeperlerinde, hayatta kalma mücadelesi veren çalışma belgesi olmayan bir Çinli göçmenin dünyasına seyirciyi bütünüyle ortak ediyor. Tefecilerin şiddet dolu tehditleriyle burun buruna gelen restoran kuryesi Ming Ding’in, borcunu ödemek için gün batımına kadar vakti vardır. Zamanla amansız bir yarışa tutuşan Ming, bahşişlerle gerekli parayı denkleştirmeye çalışırken, kâh ruhunu ezen aksiliklerle sarsılıyor kâh beklenmedik insani sıcaklıkların tesellisine sığınıyor. Baker ve Tsou, bu yalın olay örgüsünden gündelik hayatın içinden fışkıran, yeni-gerçekçi bir hayatta kalma gerilimini ilmek ilmek dokuyor. Böylece, New York’un can damarlarını besleyen ama ekseriyetle görmezden gelinen o gizli hayatlara ve emekçilere şefkat dolu, çarpıcı bir ışık tutuyor.
Japon Sineması’nın Altın Çağı 1950’lerden 10 Seçkin Film
Akira Kurosawa imzalı Raşomon (Rashomon), Japonya'daki vizyon tarihinden yaklaşık bir yıl sonra, 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu başarıdan yedi ay sonra ise Akademi Ödülleri'nde onurlandırılarak En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ını kazanmıştır. Japonya'da film üretimi 1890'ların sonundan itibaren mevcut olsa da Japon sinemasının uluslararası arenada görünürlük kazanması ve kalıcı bir iz bırakması ancak 1950'lerdeki "Altın Çağ" dönemiyle mümkün olmuştur.
5 ay Önce 840
10 Harika Politik Gerilim Filmi
"Gizli Ajan" filminin sinemalara gelmesi ile birlikte, politik gerilim filmlerinin gergin ve paranoyak dünyasına ve film yapımcılarının bu türü adaletsizliği, yolsuzluğu ve kötüye kullanılan gücü ortaya çıkarmak için nasıl kullandıklarına bakıyoruz.
12 ay Önce 543
İstikrarsız Sınırlar: Angelopoulos’un Balkan Destanı’nda Duygulanım, Sahne Düzeni ve Duyusal Deneyim
Bu makale, ilk olarak Richard Candida Smith editörlüğünde yayımlanan "Art And The Performance Of Memory: Sounds And Gestures Of Recollection" (Hafızanın Sanatı ve Performansı: Hatırlamanın Sesleri ve Jestleri) adlı kitapta, Routledge yayınevinin "Bellek ve Anlatı" serisinde (New York, 2002) yer almıştır. (1)
2 yıl Önce 280
Lee Chang-dong Sineması: Acının Muhasebesi ve Yeni Başlangıçlar
İçinde bulunduğumuz 2020 senesinde, Şubat ayında gerçekleşen Akademi Ödülleri çok önceden kapanmış bir dönemin ilanı gibiydi. Düşüşe geçen Holywood sineması, 2000’lerin başında ağırlığını göstermeye başlayan Uzak Doğu sinemasına mağlup olmuştu. 2018 senesinde çoğu sinema eleştirmeni tarafından zirveye konulan ve dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde eleştirmenlerden rekor puan alan Burning (bana göre son 20 yılın en iyi filmi) Akademi Ödülleri’nde görmezden gelinmişti (9 filmlik kısa listeyen giren ilk Kore filmi olmasına rağmen En İyi Yabancı Film kategorisinde 5 filmlik son listeye alınmamıştı).
4 yıl Önce 489
Dahi Bir Avangart Sinemacı: Yoshishige (Kiju) Yoshida
Yazımıza hemen Yoshida’nın hayatı, kariyeri ve sineması üzerine bir şeyler karalamaya başlamadan önce aslında merak edilen soruya cevap vermek doğru olacaktır. Çok büyük bir ihtimalle bugüne kadar adını dahi duymadığınız bir yönetmenle ilgili böylesine geniş çaplı bir yazıyla karşılaşınca haliyle yönetmenin kim olduğunu merak ediyorsunuzdur. Ama bir yerden sonra esas merak edilen şey neden bu yönetmeni yazımıza konu olarak seçtiğimiz. İlk olarak söyleyebileceğim şey aslında Yoshida’nın, adı sinema tarihinde sıklıkla geçmesi gereken biri olmasına karşın bu derece unutulmuş olmasına duyulan üzüntüdür. Çünkü yönetmenin ortaya çıkardığı işler ve sinemaya yaklaşımı bakımından eksiksiz bir usta ve de dahi olduğunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Bir diğer söyleyebileceğim şey de yönetmenle ilgili sadece Türkçe’de değil özellikle bu konuda oldukça geniş bir arşive sahip Fransızca ve İngilizce dillerinde yayın yapan mecralarda da herhangi bir derli toplu bilginin bulunmuyor olması. Elbette bu bizlere yazıyı hazırlarken çok büyük zorluklar olarak geri döndü. Ama her şeyden öte yönetmeni seçmemizdeki en önemli faktör Yoshida’nın yıllar önce temellerini attığı sinemasal kuramı bugün yeniden dillendirmeyi ve üzerine düşünmeyi istememizdir.