10.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
In the Cut
İMDb Puanı 5.4

In the Cut

-

Tutku Esirleri

New York’ta bir üniversitede İngilizce öğretmeni olarak çalışan profesör Franny Thorstin, Manhattan’ın doğu bölgesindeki evinde yalnız yaşamayı tercih etmektedir. Mahallede evinin yanıbaşında işlenen cinayetler yüzünden son derece tedirgin olan Frannie, cinayetleri araştırmak için bölgeye gelen Dedektif Ruffalo ile erotizm ve gerilim yüklü sıradışı bir ilişki yaşamaya başlar.
  Tür: Gerilim , Gizem
  1. Karanlıkta Bekleyiş: Kieślowski Sinemasında Zaman-İmge İlişkisi
      1 ay Önce   506
    Karanlıkta Bekleyiş: Kieślowski Sinemasında Zaman-İmge İlişkisi Bu çalışma, kristal-imgenin yalnızca geçmişin korunmuş katmanlarıyla ilişkili olmadığını; aynı zamanda geleceğe yönelen sanal olanaklar aracılığıyla da işleyebileceğini ileri sürmektedir.
    Japon Sineması’nın Altın Çağı 1950’lerden 10 Seçkin Film
      2 ay Önce   348
    Japon Sineması’nın Altın Çağı 1950’lerden 10 Seçkin Film Akira Kurosawa imzalı Raşomon (Rashomon), Japonya'daki vizyon tarihinden yaklaşık bir yıl sonra, 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu başarıdan yedi ay sonra ise Akademi Ödülleri'nde onurlandırılarak En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ını kazanmıştır. Japonya'da film üretimi 1890'ların sonundan itibaren mevcut olsa da Japon sinemasının uluslararası arenada görünürlük kazanması ve kalıcı bir iz bırakması ancak 1950'lerdeki "Altın Çağ" dönemiyle mümkün olmuştur.
    Andrzej Wajda Sinemasına Nereden Başlamalı?
      5 ay Önce   612
    Andrzej Wajda Sinemasına Nereden Başlamalı? Doğumunun üzerinden yüz yıl geçtikten sonra ve BFI Southbank'te filmlerinin gösterileceği bir sezon öncesinde, Polonya'nın büyük tarih ve insanlık durumu anlatıcısı Andrzej Wajda'nın kariyerine başlangıç ​​seviyesinde bir yolculuk sunuyoruz.
    Az Bilinen 10 Harika Macar filmi
      7 ay Önce   650
    Az Bilinen 10 Harika Macar filmi István Szabó’nun Klaus Maria Brandauer ile etkileyici iş birliklerini (Mephisto, 1981; Albay Redl, 1984; Hanussen, 1988) içeren Blu-ray kutu setinin nihayet yayımlanması, Avrupa'nın kendine özgü sinema kültürlerinden birine olan ilgiyi yeniden alevlendirdi.
    Lanet Sineması: Günümüz Orta ve Doğu Avrupa Sinemasında Karşı Yetenekler
      9 ay Önce   492
    Lanet Sineması: Günümüz Orta ve Doğu Avrupa Sinemasında Karşı Yetenekler "Lanet Sineması"nı nasıl tanımlayabiliriz? Bu "tür"e giriş yapmanın bir yolu, onu John Orr'ın "Sanat ve Politika Olarak Sinema" kitabında "hayret sineması" olarak adlandırdığı şeyin daha karamsar bir versiyonu olarak görmektir. Orr'a göre bu kavram, genel olarak Orta ve Doğu Avrupa sinemasını ve özellikle de Tarkovsky, Paradjanov, Jancsó ve Angelopoulos'un eserlerini kapsar. Peki onların halefleri kimlerdir? Akla gelen isimler ve filmler şunlardır: Artur Aristakisyan'ın "Eller" (1993); Alexander Sokurov'un "Fısıldayan Sayfalar" (1996); Victor Kosakovsky'nin "19 Temmuz 1961 Çarşamba" (1997); Vitaly Kanevsky'nin "Kıpırdama, Öl ve Yeniden Diril!" (1989). Ve 60'lardan bir usta olan Kira Muratova'nın, 1989 yapımı "Astenik Sendrom"'u bir tür aşağılanmış yücelik olarak kalır. Ancak belki de daha önemli isimler, doğal dünyanın umut verici yönünü, ki bu yön sıklıkla toplumsal karamsarlığı da kapsar, reddeden Béla Tarr, Sharunas Bartas ve Fred Kelemen'dir. Orr, hayret sinemasını "nadir bir deneyimin estetiği" olarak görürken, lanet sinemasında doğayı çok daha ziyade baskıcı bir şekilde sıradan olarak görme eğilimindeyizdir; toplumsal baskıya karşı olmaktan ziyade, onunla olumsuz bir birlik içinde.
Yorum Alanı