5.0
Toplamda 0 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
The Young One
İMDb Puanı 7,4

The Young One

-

Genç Kız

Beyaz bir kadına tecavüz etmekle suçlanan ve çareyi kaçmakta bulan zenci bir caz müzisyeni, avlanma sahası olarak kullanılan bir adaya sığınır. Adada, işçi olarak çalışan dedesini yeni kaybetmiş bir genç kız ve bir bekçi vardır. Genç kıza karşı kötü niyetler besleyen bekçi, zenci müzisyeni öldürmeye çalışır. Daha sonra bölge rahibi de tekne sürücüsüyle birlikte adaya gelir...

Luis Bunuel’in İngilizce çektiği iki filminden biri olan 1960 yapımı The Young One - Genç Kız, konusu Carolina açıklarındaki bir adada geçmesine rağmen Meksika’da çekilmiştir. Irkçılığa ve cinsel ikiyüzlülüğe hiciv niteliğindeki bu kara komedi, Peter Matthiessen’in bir hikayesinden serbestçe uyarlanmıştır. Film, Cannes Film Festivali'nden ödülle dönmüştü.
  Tür: Dram
  1. Unutulmaması Gereken Yönetmen: Elio Petri ve İtalyan Politik Sinemasının Mirası
      2 yıl Önce   521
    Unutulmaması Gereken Yönetmen: Elio Petri ve İtalyan Politik Sinemasının Mirası Zamanımızın büyük politik ikilemi, bizim -yani çağdaş toplumlarda toplumsal ilişkilerin bazı temel demokratik dönüşümlerini hedefleyenlerin- daha önceki politik çalkantıların gerisinde yaşıyor olmamızdır. Bu, batılı endüstriyel-kapitalist ülkeler boyunca geçerlidir. Daha spesifik olarak, toplumsal hareketler ve politik protestolar İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra filizlendi ve daha sonra 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında politik algıları yapılandıran işaretler olmaya devam eden sözde devrimci aktivizm örnekleriyle doruğa ulaştı. Politik film yapımcılığının evrimi bu tarihin bir parçasıdır ve pek hatırlanmayan Elio Petri bunun en önemli yönetmenidir. Petri, politik analizi ve film sanatını kendisinden önce veya sonra gelen herhangi bir yönetmenden daha başarılı ve kapsamlı bir şekilde birleştirdi.
    Kira Muratova’nın sinemasına ilk bakış
      1 ay Önce   410
    Kira Muratova’nın sinemasına ilk bakış Aleksandr Sokurov ve Andrzej Wajda gibi yönetmenlerin elinden tutup gün yüzüne çıkardığı, alıntılarla yücelttiği ve hürmet gösterdiği Muratova; ardındaki on altı film, bir Gümüş Ayı, üç Nika Ödülü ve kariyerine atfedilen sayısız takdirle sinema kariyerini taçlandırmıştır.. Oysa Perestroika öncesinde, Sovyet nomenklatürası tarafından adeta aforoz edilen, filmleri engellenen, makaslanan ve zaman zaman tamamen sansürlenen bu Rus-Rumen yönetmen için böyle bir manzara hayal bile edilemezdi.
    Gizli El: Julio Cortázar’ın Sinemadaki İzleri
      1 yıl Önce   746
    Gizli El: Julio Cortázar’ın Sinemadaki İzleri Uruguaylı eleştirmen ve biyograf Emir Rodriguez Monegal, Latin Amerika kurgusunun kültürel birliğini tanımlamaya çalışırken şöyle yazmıştır: "Latin Amerika'nın 40'lı ve 50'li yıllardaki yazarları için sinema, tıpkı farklı diller konuşan insanların anlaşmak için kullandığı ortak bir dil (Lingua Franca) gibiydi. Ya da tıpkı farklı lehçeler konuşan Antik Yunanların anlaşmak için 'Koine'yi kullanması gibi. İçinde yaşadığımız, farklı diller ve kültürlerle dolu, Babil Kulesi kadar karmaşık modern dünyada, bu yazarların birbirleriyle ve dünyayla kurduğu ortak dil, edebiyat değil, sinema oldu. Daha önceki bir makalemde ("Geçen Yıl Marienbad'da: Metinlerarası Bir Derin Düşünce"), Alain Resnais'nin filmini ile Adolfo Bioy-Casares'ın "La Invención de Morel" (Morel'ün Buluşu) (1940) adlı eseri arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştum. Burada ise, Julio Cortázar'ın sinemadaki (şimdiye kadar fark edilmemiş) varlığına dikkat çekmek istiyorum.
    Mikio Naruse Sinemasında Materyalist Etik
      1 yıl Önce   657
    Mikio Naruse Sinemasında Materyalist Etik Mikio Naruse’nin külliyatı hakkında yazan eleştirmenler, kaçınılmaz olarak olumsuz karşılaştırmalara ve eksiklikler listesine düşerler. Japon auteur’ler panteonuna geç dahil olmuş bir isim olarak Naruse, daima Kurosawa, Ozu ve Mizoguchi’nin altında değerlendirilmiştir. Şikâyetlerin ortak bir nakaratı vardır. Naruse içsel, ev içi dramlar yapmıştır ama onun işleri Ozu’nun eserleri kadar oyunbaz ya da sevimli değildir. Ozu ile birlikte Shochiku’nun Kamata stüdyolarında çıraklık yapmıştır, ama ya o stüdyonun hafif, eğlenceli üslubunu öğrenememiş ya da öğrenmek istememiştir. Israrla ağır, kasvetli ve depresif olmaya devam ettiği için oradan ayrılmasına memnuniyetle göz yumulmuştur. İki altın çağı kucaklayan klasik bir yönetmendir, ancak onun eserleri Bordwell’in kutladığı Japon sinemasının kendine özgü biçimsel süslemelerini ya da Burch’un betimlediği Japon estetik pratiğinin radikal sapmalarını örneklemez. Kadın melodramları çekmiştir, ama bunlar ne üslup açısından ne de duygusal yoğunluk açısından Mizoguchi’ninkiler kadar incelikle etkileyicidir.
    Kubrick (1927-1999) ve Sonrası: Sinemanın Mirası
      1 yıl Önce   510
    Kubrick (1927-1999) ve Sonrası: Sinemanın Mirası "Hepimiz Kubrick'in çocuklarıyız, değil mi? Onun yapmadığı bir şeyi yapabilir misin ki?" (Paul Thomas Anderson)
Yorum Alanı