8.7
Toplamda 2 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
Zero Days
İMDb Puanı 7.7
  • Yönetmen:
  •  Süre: 116 Dakika
  • Ülke:
  • Yıl:
  • 12İZLENME

    2BEĞEN

    0BEĞENME

Zero Days

-

Sıfır Saldırısı

Temel olarak 2010 yılında İran’ın uranyum santrifüjlerine etki ettiği keşfedilen kötü amaçlı yazılım Stuxnet’in perde arkasını anlatan bir Amerikan belgesel filmidir. Belgeselin en çarpıcı özelliği ise bizlerin sadece sanal dünyayı hedefleyen kötü yazılımlar olarak gördüğümüz virüslerin aslında fiziksel dünyada da ne kadar etkili olabileceğini ve bu durumdan kimin sorumlu olacağı sorununu gözler önüne sermesidir. Belgeseli izlerken gelecekte de uluslararası boyuttaki olası bir siber savaşın ne denli sonuçlar doğurabileceği akıllara gelmektedir.
  Tür: Belgesel
  1. BBC’ye Göre Kadın Yönetmenler Tarafından Yönetilen En İyi 100 Film
      2 yıl Önce   249
    BBC’ye Göre Kadın Yönetmenler Tarafından Yönetilen En İyi 100 Film BBC Culture, farklı ülkelerden sinema yazarlarının oylarıyla belirlenen Kadın Yönetmenler Tarafından Yönetilen En İyi 100 Film listesinin tamamını açıkladı. Listenin ilk sırasında Jane Campion’ın başyapıtı Piyano (1993) yer alıyor, bir başka usta Agnès Varda tam 6 filmiyle listede adını en çok gördüğümüz isim olurken, 5’ten 7’ye Cléo (1962) da listenin ikinci sırasında dikkat çekiyor. Kathryn Bigelow 5; Claire Denis, Lynne Ramsay ve Sofia Coppola 4’er; Jane Campion, Chantal Akerman, Lucrecia Martel ve Andrea Arnold ise 3’er filmle listede öne çıkan yönetmenler.
    Şiirsel Gerçekçi Filmler
      2 yıl Önce   277
    Şiirsel Gerçekçi Filmler 1929 Buhranı sonrası sosyoekonomik kargaşanın hâkim olduğu bir dönemde doğan Şiirsel Gerçekçilik, bireyi merkezine alarak toplumsal bir hiciv lirizmi sunar. 1930’larda Fransa’da doğup ardından tüm Avrupa’yı kucaklayan akım, yaklaşmakta olan savaşın karamsar, huzursuz ve acı dolu adımlarına karşı durur; bu net duruşunu şairane bir üslupla harmanlayıp gerçeğin sert hatlarını şiir törpüsüyle silikleştirir. Toplumdaki çalışan insanın, emekçinin, kaçakçının, fabrika işçisinin sorununa, çaresiz karakterleri ve onların tutarsız davranışlarıyla gönderme yapar; sosyalizmi, sıradan insanı, sen ve ben’i savunur. Savaşın yıkmaya çalıştığı hayalleri önemseyerek, günlük hayatın şiirselliğini yakalama derdine düşüp lirik bir kadraj tekniğiyle loş ortamları, puslu havalarda, ıslak kaldırımlar üzerinde perdeye aktarır.
Yorum Alanı