270İZLENME
1BEĞEN
0BEĞENME
Bertrand Tavernier uzun metrajlı ilk filminde (Saint-Paul Saatçisi / L’Horloger de Saint-Paul / The Clockmaker, 1974) George Simenon’un bir romanını sinemaya uyarlamış ama bu arada hem olayı Lyon şehrine taşımış, hem de polisiye dozu azaltıp hikâyeyi bir babanın oğluyla ilişkisi üzerinden anlatmayı tercih etmiş. Üstelik bunu oğulu değil de babayı eksene alarak yapmış. Fakat bu arada toplumsal – politik altyapıyı da hakkıyla filme dahil etmiş. Zaten bu filmin en başarılı yönü toplumsal ve bireysel katmanları ustaca harmanlamış olması.
Lyon’un sinemadaki bir numaralı övüncü Lumière Kardeşler’dir, onların hemen ardından Bertrand Tavernier gelir. 1941 doğumlu Tavernier henüz bir hukuk öğrencisi iken film eleştirileri yazmaya başlıyor ve Fransız Yeni Dalgası’nın bir parçası haline geliyor. Tavernier yetmişli yıllarda film yönetmeni olacak, böylece çocukluk hayalini gerçekleştirmiş olacaktır. İlk uzun metrajlı filmi “Saint-Paul Saatçisi” ile Cannes’da jüri özel ödülünü kazanarak dikkatleri üzerine çeken Tavernier’nin daha sonra yöneteceği çok sayıda filmin hepsi de belli bir düzeyin üstünde olacaktır.
Bertrand Tavernier’nin sinemasını tanımak isteyenlere üç filmini öneriyorum: Bir, Romy Schneider’li “Ölümü Beklerken / La Mort en Direct” (1980), iki, “Kırda Bir Pazar / Un Dimanche a la Campagne” (1984) ve üç, “Round Midnight” (1986).
Tavernier’nin adı Lyon şehri ile birlikte anılır. Paris’in gölgesinde kalmış görünen Lyon, gerçekte Fransa’nın toplumsal olaylar tarihinde önemli bir yer tutar. Dokumacılık sayesinde zenginleşmiş yeni burjuva sınıfı aristokrasi ile işbirliği yaptığı için Lyon, Fransız İhtilali’ne muhalif kalmış, Robespierre’in şehrin tümden yok edilmesi emrini geri alması çok zor olmuştur. Fakat sadece egemen kesimlerin değil, dokuma makinesinin mucidi Jacquard ile Lyonlu dokuma işçileri de tarihte hatırı sayılır izler bırakmıştır. Örneğin 18 Mart – 28 Mayıs 1871 tarihli Paris Komünü’nü iyi biliriz ama 1870 Eylül’ünde ve 1871 Mart’ında kurulmuş iki Lyon Komünü’nü duymamışızdır. 1968’in sıcak toplumsal olayları sırasında Lyon Üniversitesi’nin de işgal edildiğini hatırlatalım. İşte “Saint-Paul Saatçisi”nde izlediğimiz Lyonlular böyle bir tarihsel mirasa sahiptir.
Filmimiz, gecenin bir vaktinde “Lyon 15 km.” tabelasının yanından geçen bir trenin görüntüleriyle açılır. Küçük bir kız çocuğu trenin penceresinden bakarken alev alev yanan bir araba görür. O küçük oyuncunun, yönetmenin kızı Tiffany Tavernier olduğunu da geçerken söyleyelim. Yanan arabayı gördüğümüzde, filmin en dramatik öğesi ile tanışmış oluruz; çünkü sonradan öğreniriz ki o aracın içinde daha önce öldürülmüş bir adam vardır.
Daha sonra yönetmen bizi bir lokantada yemek sonrası sohbet eden erkekler grubuna götürür. Grup De Gaulle’cü partinin zaferini duyuran radyo haberiyle hayal kırıklığına uğramıştır ama bir yandan da idamların televizyonda, hem de ailelerin izleyebileceği saatlerde gösterilmesi önerisi gibi fantaziler havada uçuşmaktadır. İşte topluma ayak uydurmuş baba, saat tamircisi Michel Descombes (Philippe Noiret) ile orada tanışırız. Kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeyecek kadar kurallara sadık olan Michel eşini kaybetmiştir ve yetişkin oğluyla yaşamaktadır.
Kahramanımızın hayatını değiştirecek haber ertesi gün gelir: Polisin iddiasına göre oğlu Bernard, kız arkadaşı Liliane ile birlikte bir cinayet işlemiş ve öldürdükleri adamı kendi arabası ile birlikte yakmışlardır. Gençlerin ikisi de kaçaktır.
Andrée Tainsy
Cécile Vassort
Christine Pascal
Clotilde Joano
Jacqueline Corot
Jacques Denis
Jacques Hilling
Jean Rochefort
Julien Bertheau
Liza Braconnier
Monique Chaumette
Paul Mercey
Philippe Noiret
Pierre-William Glenn
René Morard
Sylvain Rougerie
Tiffany Tavernier
William Sabatier
Yves Afonso
Bertrand Tavernier
Raymond Danon