10.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
El Topo
İMDb Puanı 7.4

El Topo

-

Köstebek

Oğluyla beraber yolculuk yapan bir silahşör, bir kadının hayatını kurtardıktan sonra, çöllerin en sıkı 4 silahşörüyle karşı karşıya gelmek durumunda kalır. Silahşör türlü meziyetleri olan bu adamları yok ettikten sonra ise yeraltına sığınmak zorunda kalır. Dışlanmışların ininde onu manevi bir uyanış beklemektedir. Gözlerini açtığında, dünyayı değiştirmek ve oğlunu bulmak üzere planlar yapmaya başlar.
  Tür: Aksiyon , Macera , Western
  1. İstikrarsız Sınırlar: Angelopoulos’un Balkan Destanı’nda Duygulanım, Sahne Düzeni ve Duyusal Deneyim
      4 ay Önce   359
    İstikrarsız Sınırlar: Angelopoulos’un Balkan Destanı’nda Duygulanım, Sahne Düzeni ve Duyusal Deneyim Bu makale, ilk olarak Richard Candida Smith editörlüğünde yayımlanan "Art And The Performance Of Memory: Sounds And Gestures Of Recollection" (Hafızanın Sanatı ve Performansı: Hatırlamanın Sesleri ve Jestleri) adlı kitapta, Routledge yayınevinin "Bellek ve Anlatı" serisinde (New York, 2002) yer almıştır. (1)
    Bir Şair, Yamyam ve Haz Yaratığı Olarak Alejandro Jodorowsky
      2 yıl Önce   205
    Bir Şair, Yamyam ve Haz Yaratığı Olarak Alejandro Jodorowsky Aktör, romancı, senaryo yazarı, tarot okuyucu, psikoterapist, mistik şair ve yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin sinemasal açıdan verimli bir hayatı olmuştur. Fando y Lis (1967), El Topo (Köstebek, 1970), The Holy Mountain (Kutsal Dağ,1973) ve Santa sangre (Kutsal Kan, 1989) ile birlikte Jodorowsky tarzı gerçeküstücü literatürdeki yerini almıştır. Jodorowsky sinemasında zaman algısı kırılmış, bir kişiye ve bir nesneye karşı oluşan duygular dönüşüme uğramış, nesnelerin içindeki olası felaket hissi aynı anda görülebilir hale gelmiştir. Filmlerinde ilkel olan düşünceler ve mistik öğretiler kimi zaman kronik karabasandan ayırt edilemeyen modern dünya yaşantısına sarmalanmaktadır. Dayatılan her türlü doktrine karşı “gerçeküstü yamyamlık” Jodorowsky sinemasının vazgeçilmezleri arasındadır. Şilili yönetmen, her şeyden çok çılgına dönmüş dünyanın cinnetlerine kendi paradoks, küstahlık ve mistik arayışıyla karşı koymuştur.
    En İyi 50 Western Filmi
      2 yıl Önce   313
    En İyi 50 Western Filmi SinemaNova olarak bulup da izleyebildiğimiz en iyi 50 Western filmini seçtik. Sıralamayı tarihsel olarak yaptık. 50 sınırlaması yüzünden ekleymediğimiz daha çok iyi film var farkındayız. Önerilerinizi ve düşüncelerinizi yorumlar bölümünde paylaşmanızı önemle rica ediyoruz.
    Lanet Sineması: Günümüz Orta ve Doğu Avrupa Sinemasında Karşı Yetenekler
      3 ay Önce   321
    Lanet Sineması: Günümüz Orta ve Doğu Avrupa Sinemasında Karşı Yetenekler "Lanet Sineması"nı nasıl tanımlayabiliriz? Bu "tür"e giriş yapmanın bir yolu, onu John Orr'ın "Sanat ve Politika Olarak Sinema" kitabında "hayret sineması" olarak adlandırdığı şeyin daha karamsar bir versiyonu olarak görmektir. Orr'a göre bu kavram, genel olarak Orta ve Doğu Avrupa sinemasını ve özellikle de Tarkovsky, Paradjanov, Jancsó ve Angelopoulos'un eserlerini kapsar. Peki onların halefleri kimlerdir? Akla gelen isimler ve filmler şunlardır: Artur Aristakisyan'ın "Eller" (1993); Alexander Sokurov'un "Fısıldayan Sayfalar" (1996); Victor Kosakovsky'nin "19 Temmuz 1961 Çarşamba" (1997); Vitaly Kanevsky'nin "Kıpırdama, Öl ve Yeniden Diril!" (1989). Ve 60'lardan bir usta olan Kira Muratova'nın, 1989 yapımı "Astenik Sendrom"'u bir tür aşağılanmış yücelik olarak kalır. Ancak belki de daha önemli isimler, doğal dünyanın umut verici yönünü, ki bu yön sıklıkla toplumsal karamsarlığı da kapsar, reddeden Béla Tarr, Sharunas Bartas ve Fred Kelemen'dir. Orr, hayret sinemasını "nadir bir deneyimin estetiği" olarak görürken, lanet sinemasında doğayı çok daha ziyade baskıcı bir şekilde sıradan olarak görme eğilimindeyizdir; toplumsal baskıya karşı olmaktan ziyade, onunla olumsuz bir birlik içinde.
    Dahi Bir Avangart Sinemacı: Yoshishige (Kiju) Yoshida
      4 yıl Önce   397
    Dahi Bir Avangart Sinemacı: Yoshishige (Kiju) Yoshida Yazımıza hemen Yoshida’nın hayatı, kariyeri ve sineması üzerine bir şeyler karalamaya başlamadan önce aslında merak edilen soruya cevap vermek doğru olacaktır. Çok büyük bir ihtimalle bugüne kadar adını dahi duymadığınız bir yönetmenle ilgili böylesine geniş çaplı bir yazıyla karşılaşınca haliyle yönetmenin kim olduğunu merak ediyorsunuzdur. Ama bir yerden sonra esas merak edilen şey neden bu yönetmeni yazımıza konu olarak seçtiğimiz. İlk olarak söyleyebileceğim şey aslında Yoshida’nın, adı sinema tarihinde sıklıkla geçmesi gereken biri olmasına karşın bu derece unutulmuş olmasına duyulan üzüntüdür. Çünkü yönetmenin ortaya çıkardığı işler ve sinemaya yaklaşımı bakımından eksiksiz bir usta ve de dahi olduğunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Bir diğer söyleyebileceğim şey de yönetmenle ilgili sadece Türkçe’de değil özellikle bu konuda oldukça geniş bir arşive sahip Fransızca ve İngilizce dillerinde yayın yapan mecralarda da herhangi bir derli toplu bilginin bulunmuyor olması. Elbette bu bizlere yazıyı hazırlarken çok büyük zorluklar olarak geri döndü. Ama her şeyden öte yönetmeni seçmemizdeki en önemli faktör Yoshida’nın yıllar önce temellerini attığı sinemasal kuramı bugün yeniden dillendirmeyi ve üzerine düşünmeyi istememizdir.
Yorum Alanı