SON EKLENENLER HABERLER - SAYFA 2
Bu çalışma, kristal-imgenin yalnızca geçmişin korunmuş katmanlarıyla ilişkili olmadığını; aynı zamanda geleceğe yönelen sanal olanaklar aracılığıyla da işleyebileceğini ileri sürmektedir.
  •   622
  •   0
“Papa’nın sineması öldü,” 1960’lar ve 70’lerde ticari kaçışçılık içinde durağanlaştığını düşündükleri bir sektörü yeniden canlandırma kararlılığındaki bir Alman yönetmen kuşağının sloganıydı.
  •   381
  •   0
Akira Kurosawa imzalı Raşomon (Rashomon), Japonya'daki vizyon tarihinden yaklaşık bir yıl sonra, 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu başarıdan yedi ay sonra ise Akademi Ödülleri'nde onurlandırılarak En İyi Yabancı Dilde Film Oscar'ını kazanmıştır. Japonya'da film üretimi 1890'ların sonundan itibaren mevcut olsa da Japon sinemasının uluslararası arenada görünürlük kazanması ve kalıcı bir iz bırakması ancak 1950'lerdeki "Altın Çağ" dönemiyle mümkün olmuştur.
  •   562
  •   0
10 Harika Brezilya Filmi
  26 Nisan 2026

10 Harika Brezilya Filmi

Küresel Güney’in pek çok önemli sinema geleneği gibi Brezilya sineması da Birleşik Krallık’ta pek dolaşım imkânı bulamıyor; bu durum, onu keşfetme düşüncesini daha da ürkütücü kılıyor. Zaman zaman Kleber Mendonça Filho ve Juliano Dornelles imzalı Bacurau (2019) gibi bir sanat sineması hiti çıkabiliyor ya da Antonio Carlos da Fontoura’nın kuir gangster klasiği The Devil Queen (1974) gibi bir restorasyon çalışması bir festivalde arzıendam ediyor. İnsanlar bu eserlere büyük tepki göstererek, “Böylesine muazzam bir film daha önce neredeydi?” diye soruyorlar. Elbette 1960’lar ve 70’lerde uluslararası eleştirmenler, Brezilya’nın politik odaklı “yeni dalgası” olan Cinema Novo ile yakından ilgiliydi; ancak bunun dışındaki pek çok şeyle pek ilgilenmediler.
  •   302
  •   0
"Gizli Ajan" filminin sinemalara gelmesi ile birlikte, politik gerilim filmlerinin gergin ve paranoyak dünyasına ve film yapımcılarının bu türü adaletsizliği, yolsuzluğu ve kötüye kullanılan gücü ortaya çıkarmak için nasıl kullandıklarına bakıyoruz.
  •   896
  •   0
Sinema tarihinde, Rainer Werner Fassbinder ile Leonard Cohen arasında (hiçbir zaman resmiyete dökülmeden) ortaya çıkan işbirliği kadar tuhaf bir şekilde kaçınılmaz görünen çok az işbirliği vardır. Yeni Alman Sineması'nın "yaramaz çocuğu" konumundaki Fassbinder, yaptığı filmler ve televizyon dramalarıyla toplumsal alışkanlıkları ve duygusal zırhları delip geçiyordu. Kanadalı şair-şarkıcı Cohen ise eski püskü kadifeyi andıran sesiyle pişmanlık, mizah ve yakınlığın rahatsız edici gerçekleri üzerine şarkılar inşa ediyordu. Bu iki duyarlılığın buluşması, hemen tanınabilir bir atmosfer yarattı: Fassbinder'in ölçülü kamera çalışması ve ahlaki doğrudanlığı, Cohen'in berelenmiş baladlarıyla birleştiğinde ortaya sessizce ezici bir şey çıkıyordu. Yönetmenin çalışmaları boyunca Cohen'in müziği, bir atmosfer yaratmaktan çok daha fazlasını yapar: adeta bir Antik Yunan korosuna, karakterlerin dünyalarının ahlaki bir barometresine dönüşür, tarihsel sınırları çökertir ve karakterlerin seçimlerindeki etik değerleri açığa çıkarır.
  •   643
  •   0
SON EKLENEN HABERLER