10.0
Toplamda 1 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
Christine
İMDb Puanı 6.3

Christine

1906 yılı, Viyana... Franz Lobheiner ile Christine adlı genç kız arasında ateşli bir âşk yaşanmaktadır. Ancak Lobheiner, hâlen evli bir kadın olan Barones von Eggersdorf ile ilişkisini kesememiştir. Karısının ihanetini öğrenen Baron von Eggersdorf, Lobheimer'i düelloya davet eder. Ne var ki, genç adam artık Baron için tehlikeli biri olmaktan çıkmış; Christine'e sırılsıklam âşık olmuştur. Bu dörtlü âşk nasıl sonlanacaktır?
  Tür: Dram , Romantik , Tarih
  1. Ruhun Gözetlenmesi: Philippe Garrel Sineması
      5 ay Önce   520
    Ruhun Gözetlenmesi: Philippe Garrel Sineması 1957’de François Truffaut şöyle yazmıştı: “Yarının sineması bana, bireysel ve otobiyografik bir romandan bile daha kişisel görünüyor; bir itiraf ya da günlük gibi. Genç sinemacılar kendilerini birinci tekil şahısla ifade edecek, başlarından geçenleri anlatacaklar: ilk aşklarının hikâyesi ya da en sonuncusu; politik uyanışları; bir yolculuk, bir hastalık, askerlik, evlilik ya da son tatil… ve bu keyifli olacak, çünkü gerçek olacak… Yarının sineması bir aşk eylemi olacak.” (1)
    Çağdaş Bir Yönetmen: Claire Denis
      2 yıl Önce   219
    Çağdaş Bir Yönetmen: Claire Denis Yaklaşık elli yıllık kariyerinde hayranlık uyandırıcı bir filmografi inşa eden yazar ve yönetmen Claire Denis hala devam ettirdiği kariyeri ve şahsına münhasır sinema diliyle çağdaş Fransız sinemasının yaşayan en önemli figürlerinden biri olmayı sürdürüyor.
    Şiirsel Gerçekçi Filmler
      2 yıl Önce   254
    Şiirsel Gerçekçi Filmler 1929 Buhranı sonrası sosyoekonomik kargaşanın hâkim olduğu bir dönemde doğan Şiirsel Gerçekçilik, bireyi merkezine alarak toplumsal bir hiciv lirizmi sunar. 1930’larda Fransa’da doğup ardından tüm Avrupa’yı kucaklayan akım, yaklaşmakta olan savaşın karamsar, huzursuz ve acı dolu adımlarına karşı durur; bu net duruşunu şairane bir üslupla harmanlayıp gerçeğin sert hatlarını şiir törpüsüyle silikleştirir. Toplumdaki çalışan insanın, emekçinin, kaçakçının, fabrika işçisinin sorununa, çaresiz karakterleri ve onların tutarsız davranışlarıyla gönderme yapar; sosyalizmi, sıradan insanı, sen ve ben’i savunur. Savaşın yıkmaya çalıştığı hayalleri önemseyerek, günlük hayatın şiirselliğini yakalama derdine düşüp lirik bir kadraj tekniğiyle loş ortamları, puslu havalarda, ıslak kaldırımlar üzerinde perdeye aktarır.
Yorum Alanı