Yönetmen: Mia Hansen-Løve

Mia Hansen-Løve’ imzalı Bergman Adası (Bergman Island), ruhuna son derece yaraşır bir biçimde, henüz tam nihayete ermemiş, yaratım süreci hala devam eden bir yapıt hissi uyandırır. Sinemacı bir çift olan Chris (Vicky Krieps) ve Tony (Tim Roth), her ikisi de bir sonraki projelerinin senaryosu üzerinde çalışmak amacıyla Ingmar Bergman’ın bir zamanlar yuvası olan İsveç’in Fårö Adası’ndadır. Tony, ilhamın rüzgârıyla senaryosunu hızlıca kâğıda döküp şekillendirirken; Chris, hem Bergman’ın o girift ve ağır mirası hem de kendisinden görünüşte daha çok el üstünde tutulan bir kocanın gölgesindeki eş ve anne konumu yüzünden huzursuzdur; zihninden sadece yarıda kalmış bir taslak çıkarabilir.
Bu seyahat; “Büyük Adam” mitini, ev içi emek bölüşümünü ve sevgi dolu ama kanıksanmış bir ilişkide aniden filizlenen o tekinsiz arzular karşısında ne yapılacağını sorgulayan çetrefilli soruları fırlatır ortaya. Chris, yerel bir adamla vakit geçirmek için kocasını arkasında bıraktığı bir günün ardından, iki eski aşığın (Mia Wasikowska ve Anders Danielsen Lie) Fårö’de yeniden bir araya geldiği ve gelip geçici bir kaçamak yaşadığı bir senaryo düşler. Bergman Adası’nın sonuna gelindiğinde, Chris’in zihnindeki bu hikâyenin henüz bir sonu yoktur ve Hansen-Løve’ın filmi de bitmekten ziyade, sanki bir noktada öylece duruverir. Yapıtın asıl derinliği de bu çözümsüzlükte, tamamlanmamışlıkta gizlidir; tıpkı Chris’in senaryo taslağı gibi, tıpkı Chris ve Tony yolculuklarına devam ederken akıp giden hayatın bizzat kendisi gibi…
Yönetmen: Andrew Haigh

Neredeyse tamamen terk edilmiş, ıssız bir Londra apartmanına kapanan senarist Adam (Andrew Scott), çocukluğuna dair bir senaryonun ilk tohumlarını serperken, çok uzun zaman önce ölmüş olan anne ve babası aniden çıkagelir. Karşısındakiler gerçek birer ruh mudur, yoksa Adam’ın yaratıcı kıvılcımlarla parıldayan hayal gücünün birer ürünü mü? Her ne olursa olsun, anne (Claire Foy) ve baba (Jamie Bell), Adam’ın yalnız komşusu Harry (Paul Mescal) ile birlikte Adam’ın o hissiz yalnızlığından ördüğü korunaklı kabuğu çatlatır ve onu en köklü meseleleriyle yüzleşmeye zorlar.
Taichi Yamada’nın doğaüstü romanı Yabancılar’ın (Strangers), yazar-yönetmen Andrew Haigh’in kişisel sancılarıyla yoğrulmuş bir uyarlaması olan Dünyadaki Tüm Yabancılar (All of Us Strangers); yası, modern kent hayatının getirdiği yabancılaşmayı ve son on yıllarda Britanya’nın eşcinsel topluluğunun hem kendi içindeki hem de toplumsal algıdaki devasa zihniyet değişimini derinlemesine inceleyen bir hayalet hikâyesidir. AIDS krizinin ve geçmişin o sıradanlaşmış homofobik hatıralarının gölgesinden hâlâ sıyrılamamış kırklı yaşlarındaki Adam, kendisinden genç olan Harry’nin hayatı korkusuzca ve apaçık bir kuir kimlikle kucaklayışıyla yüz yüze gelir. Bu esnada anne ve babasının geri dönüşü, Adam’a, henüz küçük bir çocukken kaybettiği ve hayatını şekillendiren bu iki büyük figürle kemiklerine kadar işlemiş güvensizlikleri üzerine konuşma fırsatı tanır. Bu film karşısında gözyaşlarına boğulmamak için taştan yaratılmış olmak gerekir.
Brogan Morris
www.bfi.org.uk’den SinemaNova için çevrilmiştir.