Zafer Önen

  1. Ağıt
    Tüm Bilgiler
    Ağıt Dram 
    Yerli Film
    Yılmaz Güneyin Seyyit Hanla başlattığı (1968) destansı gerçekçilik türünün yeni bir aşamasını oluşturan bir deneme. Venedik Film Şenliğinde (1972) ön elemeyi kazanıp 10 film arasına girdi.(...) Göremenin doğal dekorlarından western filmlerine benzer biçimde doyumsuz sahneler çıkaran bu incelikli çalışma kaçakçılık üzerine kurulmuş. Ve türün en iyilerinden biri. Güney, saçları eşek tıraşlı, yanık yüzlü ve suskun bir kaçakçı çetesi reisi Çobanoğlu rolüyle yine etkili bir oyun gösterisi sunuyor. Ne var ki sansür gereği kaçakçının değişmeyen yazgısı ölümdür. Yörede Beyaz Donlular adıyla ün yapan Çobanoğlunun sonu da bu çizgide gerçekleşir. Yine de Sansür Kurulu, Doktor hanımın Yılmaz Güneyin vücundundan kurşunu çıkarırken hep ağızdan söylenen türkü sahnesinin çıkarılması koşulunu getirir. Oysa filmin en duyarlı sahnelerinden biridir bu.
    • 1972
    • Türkiye
    • IMDb 6.9
    • 517
    • 0
    Hudutların Kanunu
    Tüm Bilgiler
    Hudutların Kanunu Criterion Collection, Dram 
    Multi Dil
    Sınırda kaçakçılık yapan Hıdır, ektiği toprak çoraksa ve sürdüğü tarla kumsa yapabileceği tek işi yapmaktadır. Karşı taraftan buraya koyun gibi hayvanları kaçırarak hayatını kazanmaya çalışan Hıdır ve Hıdır'ın köyü, askerin gözünde bir suçludan başka bir şey değildir. Toprak ağalarının gözünde ise kullanılıp kenara atılabilecek bir araçtır sadece Hıdır. Çapraz ateş altında kalan Hıdır, yaşamak için kendi alanını açmaya çalışır. Bunu da temizlediği mayın bölgelerinde yapmaya çalışır.Lütfi Akad'ın ilk toplumsal gerçekçi filmlerinden biri olan Hudutların Kanunu, Yılmaz Güney'in eserinden sinemaya uyarlanmış ve başrolünü de Yılmaz Güney'in oynadığı bir film olmuştur.2011 Cannes Film Festivali'nde Martin Scorsese önderliğindeki Dünya Sinema Vakfı tarafından restore ettirilerek yeniden izleyiciyle buluşturulan Hudutların Kanunu (The Law of the Border), Türkiye Sinema Tarihinin en önemli filmlerinden biri olarak yerini almıştır.
    • 1966
    • Türkiye
    • IMDb 6.8
    • 571
    • 0
Zafer Önen Haberleri Tümünü Gör
"Lanet Sineması"nı nasıl tanımlayabiliriz? Bu "tür"e giriş yapmanın bir yolu, onu John Orr'ın "Sanat ve Politika Olarak Sinema" kitabında "hayret sineması" olarak adlandırdığı şeyin daha karamsar bir versiyonu olarak görmektir. Orr'a göre bu kavram, genel olarak Orta ve Doğu Avrupa sinemasını ve özellikle de Tarkovsky, Paradjanov, Jancsó ve Angelopoulos'un eserlerini kapsar. Peki onların halefleri kimlerdir? Akla gelen isimler ve filmler şunlardır: Artur Aristakisyan'ın "Eller" (1993); Alexander Sokurov'un "Fısıldayan Sayfalar" (1996); Victor Kosakovsky'nin "19 Temmuz 1961 Çarşamba" (1997); Vitaly Kanevsky'nin "Kıpırdama, Öl ve Yeniden Diril!" (1989). Ve 60'lardan bir usta olan Kira Muratova'nın, 1989 yapımı "Astenik Sendrom"'u bir tür aşağılanmış yücelik olarak kalır. Ancak belki de daha önemli isimler, doğal dünyanın umut verici yönünü, ki bu yön sıklıkla toplumsal karamsarlığı da kapsar, reddeden Béla Tarr, Sharunas Bartas ve Fred Kelemen'dir. Orr, hayret sinemasını "nadir bir deneyimin estetiği" olarak görürken, lanet sinemasında doğayı çok daha ziyade baskıcı bir şekilde sıradan olarak görme eğilimindeyizdir; toplumsal baskıya karşı olmaktan ziyade, onunla olumsuz bir birlik içinde.
  •   335
  •   0
Popülerliğini koruyan birçok Afrika filmi, Afrika'nın geçmişi ile modern bugünkü durumu arasındaki paralelleri ele alır. Bu filmler aracılığıyla, gelenekler, sömürgeciler tarafından kurulan ve onların çekilmesinden çok sonra bile varlığını sürdüren ideolojik ve politik kurumlar, toplumsal cinsiyet rolleri ve sözlü anlatıların ve dilin önemi gibi geniş bir yelpazedeki konuları izleriz.
  •   686
  •   0
Dört film bir Delon
  25 Ağustos 2024

Dört film bir Delon

88 yaşında vefat eden Fransız sinemasının önemli kahramanlarından Alain Delon’nun kariyerinde İtalya’nın büyük önemi olduğu gibi oyuncunun da İtalyan sinema tarihinde önemli bir yeri var. “Kariyerimi İtalya’ya borçluyum” diyen aktörü art arda yaptığı, içinden İtalya geçen ilk filmleriyle hatırlamak istedik. Bazı oyuncular vardır ki rol yapmaz. Beyaz perdeyi kamaştıran, doğuştan gelen kayıtsız kalamayacağınız bir ışıkları vardır. Yıldız olmaları da buradan gelir. Güneşten aldıkları ışığın gücünü karanlıkta yansıtırlar. Tek yapmaları gereken orada olmaktır.
  •   200
  •   0
Werner Herzog, çeşitli coğrafyalarda çektiği filmlerin çekim aşamasında ya da sonrasında kolonyal hafızanın peşini bırakmadığını belirtir. Yönetmenin bu serzenişi çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Herzog amacının evrensel gerçeklerin imgelerini çoğaltmak olduğunu söylese de yarattığı imgeler, bölgesel tarihi tümüyle dışlar mı? Filmlerde, sömürü tarihiyle toplumsal hafıza arasında nasıl bir ilişki vardır? Bu sorularla oluşturulan temel argüman, Herzog filmlerinin bölgelerin sosyo-politik tarihini dışlamadığı, filmlerin imgeler üzerinden post kolonyal bir eleştiriyi mümkün kıldığıdır. Çalışmada, Alman kolonyal tarihindeki kolonyal fantezilerin toplumsal koşullarla olan ilişkisini açığa çıkarmak için “soylu vahşi” (noble savage) ve“German Indianthusiasm” kavramları kuramsal çerçeveye dâhil edilmiştir.
  •   419
  •   0