Simon Day

  1. The Imaginarium of Doctor Parnassus
    Tüm Bilgiler
    The Imaginarium of Doctor Parnassus Fantastik, Gizem 
    Türkçe Altyazı
    The Imaginarium of Doctor Parnassus günümüzde geçen bir fantastik ahlak hikayesidir. İzleyicilere, ışık ile eğlence ya da karanlık ve kasvet arasında seçim yapma konusunda karşı koyulmaz bir fırsat sunan gezgin bir gösteri olan olağanüstü 'Imaginarium'un ve Dr Parnassus'un hikayesini anlatmaktadır. İnsanların düş gücünü etkileme konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip olan Doktor Parnassus karanlık bir sır ile lanetlenmiştir. Müzmin bir kumarbaz olan Parnassus şeytan Bay Nick ile binlerce sene evvel bir iddiaya girer ve ölümsüzlüğü kazanır. Yüzyıllar sonra, tek gerçek aşkıyla karşılaşınca Dr. Parnassus şeytanla bir başka anlaşma yapar, kızının 16 yaşına ulaştığı gün Bay Nick'in mülkiyetine geçmesi şartıyla, ölümsüzlük karşılığında gençliğe ulaşır. Valentina hızla bu yaş dönümüne yaklaşırken Dr. Parnassus da kızını yaklaşmakta olan kaderinden kurtarmak ister. Bay Nick ödülü almak üzere gelir fakat her zaman iddiaya girmeyi sevdiği için, ödülü tekrardan belirlerler. Şimdi ilk beş insan ruhunu kim daha önce baştan çıkarırsa Valentina onunla beraber kalacaktır. Bu yolculukta yanına birkaç kaba, komik ve ilginç karakter alan Dr. Parnassus kızının, kendisinin kazanmasına yardımcı olan adamla evlenmesine izin verir. Bu sürükleyici, olağanüstü yaratıcı ve büyüleyici zamana karşı yapılan yarışta Dr. Parnassus, gerçeküstü engellerden oluşan sonsuz bir manzarada kızını korumak için savaşmak- ve geçmişinde yaptığı hataları düzeltmek mecburiyetindedir!
    • 2009
    • Fransa,İngiltere,Kanada
    • IMDb 6.8
    • 1.066
    • 0
Simon Day Haberleri Tümünü Gör
100 Maddede Ingrid Bergman
  9 Şubat 2026

100 Maddede Ingrid Bergman

Milyonlarca kez söyledim ve tekrar söyleyeceğim: Ingrid Bergman'ı seviyorum. Bu efsanenin (ya da belki de büyük harflerle EFSANEVİ demeliyim) doğumunun üzerinden bir asır, vefatının üzerinden 33 yıl geçtiği için bugün oldukça özel bir gün. Ona olan sevgim kelimelerle anlatılamaz ve bunu ifade etmem mümkün olsa bile sıkılırdın çünkü sonsuza kadar devam edebilirim. Her neyse, bugün normal bir gün değil, bu yüzden “normal” bir doğum günü girişi işe yaramaz. Bu yüzden bu girişi yazmaya karar verdim: 100. doğum gününde Ingrid Bergman hakkında bilmeniz gereken 100 şey.
  •   89
  •   0
"Lanet Sineması"nı nasıl tanımlayabiliriz? Bu "tür"e giriş yapmanın bir yolu, onu John Orr'ın "Sanat ve Politika Olarak Sinema" kitabında "hayret sineması" olarak adlandırdığı şeyin daha karamsar bir versiyonu olarak görmektir. Orr'a göre bu kavram, genel olarak Orta ve Doğu Avrupa sinemasını ve özellikle de Tarkovsky, Paradjanov, Jancsó ve Angelopoulos'un eserlerini kapsar. Peki onların halefleri kimlerdir? Akla gelen isimler ve filmler şunlardır: Artur Aristakisyan'ın "Eller" (1993); Alexander Sokurov'un "Fısıldayan Sayfalar" (1996); Victor Kosakovsky'nin "19 Temmuz 1961 Çarşamba" (1997); Vitaly Kanevsky'nin "Kıpırdama, Öl ve Yeniden Diril!" (1989). Ve 60'lardan bir usta olan Kira Muratova'nın, 1989 yapımı "Astenik Sendrom"'u bir tür aşağılanmış yücelik olarak kalır. Ancak belki de daha önemli isimler, doğal dünyanın umut verici yönünü, ki bu yön sıklıkla toplumsal karamsarlığı da kapsar, reddeden Béla Tarr, Sharunas Bartas ve Fred Kelemen'dir. Orr, hayret sinemasını "nadir bir deneyimin estetiği" olarak görürken, lanet sinemasında doğayı çok daha ziyade baskıcı bir şekilde sıradan olarak görme eğilimindeyizdir; toplumsal baskıya karşı olmaktan ziyade, onunla olumsuz bir birlik içinde.
  •   404
  •   0
Bir süreliğine, Soğuk Savaş kutuplaşmalarının devlet destekli sanat tüketiminin son altın çağı olduğu düşünülmüştü. Ancak günümüzde Avrupa çapında yeniden yükselişe geçen milliyetçilik, propaganda söylemlerine beklenmedik bir geri dönüş yaşatıyor. Nitekim, şovenist hükümetler ve ürkütücü milliyetçi hareketler, sinemayı kendi davalarının önemli bir sözcüsü – ve eleştiri söz konusu olduğunda, ulusal onurlarına yönelik bir tehdit – olarak yeniden keşfetti. Sinema her zaman bir kültürel diplomasi meselesi de olsa, son dönemde uluslararası festivaller, eleştirmenler ve sinemaseverlerce neredeyse tamamen övülen iki filme yönelik millî öfke patlamaları yaşandı: Polonya yapımı Ida (2013) ve Rus yapımı Leviathan (2014). Bu filmler, kendi yapımcılarının ülkelerini "yeterince temsil etmemekle" suçlanarak, özellikle Batı'dan aldıkları övgüler nedeniyle vatan haini ilan edildi. Yurtdışındaki başarı, kültürel ihanet; eleştiri ise vatan hainliği sayılıyor.
  •   555
  •   0
Çekoslovak Yeni Dalgası'na Slovak Katkıları: 10 Filmle Temel Bir Rehber Çekoslovak Yeni Dalgası denince akla genellikle Prag merkezli Çek yönetmenler gelse, Slovak sinemacıların bu hareket içindeki yenilikçi ve cesur katkıları da en az onlar kadar etkileyiciydi. İşte bu döneme damga vuran, şiirsel anlatımları, toplumsal eleştirileri ve deneysel yaklaşımlarıyla öne çıkan 10 Slovak filmini derledik. Bu filmler, Çekoslovak Yeni Dalgası’nın yalnızca Prag’la sınırlı olmadığını, Slovak sinemacıların da bu hareket içinde cesur, deneysel ve derinlikli işler ürettiğini kanıtlıyor. Görsel yenilikleri, politik altmetinleri ve insani dokunuşlarıyla bu filmler, sinema tarihinde hak ettikleri yeri yavaş yavaş kazanıyor.
  •   724
  •   0