Eric Bana

Eric Banadinovich, bilinen adıyla Eric Bana, Hırvat kökenli Avustralyalı aktör. 2003 yapımı Hulk filmindeki Bruce Banner ve 2004 yapımı Truva (Troy) filmindeki Hector rolüyle hatırlanmaktadır.

Bana, 1968'de Melbourne'de doğdu. Babası bir nakliyat şirketinde çalışıyordu, annesi ise kuafördü. Mel Gibson'ın Mad Max filmiyle aktörlüğe merak sardı, ancak bu konuda herhangi bir eğitim almadı. Melbourne'de Castle Otelinde barmenlik yaparken, stand up gösterileri yapmaya başladı. 2000 yılında oynadığı Chopper filmindeki Chopper Read rolüyle tüm dikkatleri üzerine çekti.

Hollywood'a adım atması ise Marvel çizgi kahramanlarından Hulk'u oynamasıyla oldu. Daha sonra Wolfgang Petersen'in Troy filminde, Truva kuvvetlerinin komutanı olan Hector rolünü aldı. Hatta bu rol için daha önce hiç ata binmediği halde ata binmeyi öğrendi. 2009'da ise ünlü bilimkurgu serisi Star Trek'in filminde Nero rolüyle izleyicilerle buluştu.

1997 yılında Rebecca Gleeson'la evlendi. Bu evlilikten Klaus adında bir oğlu ve Sophia adında bir kızı dünyaya geldi. Ailesiyle birlikte Melbourne'de yaşamaktadır. Bana, bir röportajında Sam Elliott ve Nick Nolte'nin beğendiği oyuncular olduğunu ve onlarla Hulk filminde beraber oynamaktan çok mutlu olduğunu söylemişti.

  1. The Secret Scripture
    Tüm Bilgiler
    The Secret Scripture Dram, Romantik 
    Türkçe Altyazı
    Roseanne McNulty 50 yıldır yaşadığı ve yakın zamanda yıkılacak olan Roscommon, İrlanda’daki akıl hastanesinde çıkmak zorundadır. Hastanenin psikiyatri Dr. William Grene , McNulty’i incelemek için çağrılır. Roseanne’in gizemli ritüelleri, tikleri ve İncil’e olan bağlılığından etkilenir. Yıllardır Roseanne’in elinde bulunan bu İncil, içerisinde çizimler ve günlük tadında mesajlar barındırır. Grene, Roseanne’in geçmişine indiğinde onu genç ve çekici bir kadın olarak görürüz. Genç Roseanne’in halasının kafesinde çalışmak için Sligo’ya taşındığını ve orada bir savaş pilotuna aşık olduğunu öğreniriz. Ancak kasabanın rahibi de Roseanne’e aşık olur
    • 2017
    • İrlanda
    • IMDb 6,7
    • 162
    • 0
    Mary and Max
    Tüm Bilgiler
    Mary and Max Animasyon 
    Türkçe Dublaj
    Mary and Max (2009) filmini 1080p kalite Türkçe veya İngilizce altyazılı izle. Adam Elliot’ın yazdığı ve yönettiği stopmotion filmdir. ”Max 44 yaşındaki obez bir New York’ludur ve Mary de 8 yaşında patateslerden kolye yapıp satan, arkadaşsız bir avustralyalıdır. Adam Elliot, hikayenin kendi başından geçen bir mektup arkadaşlığından esinlendiğini söylemiştir. İyi seyirler..
    • 2009
    • Avusturalya
    • IMDb 8,1
    • 750
    • 0
Eric Bana Haberleri Tümünü Gör
"Lanet Sineması"nı nasıl tanımlayabiliriz? Bu "tür"e giriş yapmanın bir yolu, onu John Orr'ın "Sanat ve Politika Olarak Sinema" kitabında "hayret sineması" olarak adlandırdığı şeyin daha karamsar bir versiyonu olarak görmektir. Orr'a göre bu kavram, genel olarak Orta ve Doğu Avrupa sinemasını ve özellikle de Tarkovsky, Paradjanov, Jancsó ve Angelopoulos'un eserlerini kapsar. Peki onların halefleri kimlerdir? Akla gelen isimler ve filmler şunlardır: Artur Aristakisyan'ın "Eller" (1993); Alexander Sokurov'un "Fısıldayan Sayfalar" (1996); Victor Kosakovsky'nin "19 Temmuz 1961 Çarşamba" (1997); Vitaly Kanevsky'nin "Kıpırdama, Öl ve Yeniden Diril!" (1989). Ve 60'lardan bir usta olan Kira Muratova'nın, 1989 yapımı "Astenik Sendrom"'u bir tür aşağılanmış yücelik olarak kalır. Ancak belki de daha önemli isimler, doğal dünyanın umut verici yönünü, ki bu yön sıklıkla toplumsal karamsarlığı da kapsar, reddeden Béla Tarr, Sharunas Bartas ve Fred Kelemen'dir. Orr, hayret sinemasını "nadir bir deneyimin estetiği" olarak görürken, lanet sinemasında doğayı çok daha ziyade baskıcı bir şekilde sıradan olarak görme eğilimindeyizdir; toplumsal baskıya karşı olmaktan ziyade, onunla olumsuz bir birlik içinde.
  •   326
  •   0
Uruguaylı eleştirmen ve biyograf Emir Rodriguez Monegal, Latin Amerika kurgusunun kültürel birliğini tanımlamaya çalışırken şöyle yazmıştır: "Latin Amerika'nın 40'lı ve 50'li yıllardaki yazarları için sinema, tıpkı farklı diller konuşan insanların anlaşmak için kullandığı ortak bir dil (Lingua Franca) gibiydi. Ya da tıpkı farklı lehçeler konuşan Antik Yunanların anlaşmak için 'Koine'yi kullanması gibi. İçinde yaşadığımız, farklı diller ve kültürlerle dolu, Babil Kulesi kadar karmaşık modern dünyada, bu yazarların birbirleriyle ve dünyayla kurduğu ortak dil, edebiyat değil, sinema oldu. Daha önceki bir makalemde ("Geçen Yıl Marienbad'da: Metinlerarası Bir Derin Düşünce"), Alain Resnais'nin filmini ile Adolfo Bioy-Casares'ın "La Invención de Morel" (Morel'ün Buluşu) (1940) adlı eseri arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştum. Burada ise, Julio Cortázar'ın sinemadaki (şimdiye kadar fark edilmemiş) varlığına dikkat çekmek istiyorum.
  •   528
  •   0
Eric Bana Resimleri