Dey Young

  1. Spaceballs
    Tüm Bilgiler
    Spaceballs Bilim-Kurgu, Komedi 
    Türkçe Altyazı
    Kötü Dark Helmet (Rick Moranis), prenses Vespayı (Daphne Zuniga) kaçırıp, gezegenin havasını çalmayı planlayınca, Korkusuz Lone Starr (Bill Pullman) ve onun yarı insan yarı köpek yardımcısı Barf (John Candy) prensesi ve gezegeni kurtarmak için harekete geçerler. Ama zamana karşı da savaşmalıdırlar. Komedi harikası yönetmen Mel Brooks, bu filmde, Yıldız Savaşları üçlemesine göndermelerde bulunuyor.
    • 1987
    • ABD
    • IMDb 7,1
    • 160
    • 0
Dey Young Haberleri Tümünü Gör
Aleksandr Sokurov ve Andrzej Wajda gibi yönetmenlerin elinden tutup gün yüzüne çıkardığı, alıntılarla yücelttiği ve hürmet gösterdiği Muratova; ardındaki on altı film, bir Gümüş Ayı, üç Nika Ödülü ve kariyerine atfedilen sayısız takdirle sinema kariyerini taçlandırmıştır.. Oysa Perestroika öncesinde, Sovyet nomenklatürası tarafından adeta aforoz edilen, filmleri engellenen, makaslanan ve zaman zaman tamamen sansürlenen bu Rus-Rumen yönetmen için böyle bir manzara hayal bile edilemezdi.
  •   393
  •   0
Uruguaylı eleştirmen ve biyograf Emir Rodriguez Monegal, Latin Amerika kurgusunun kültürel birliğini tanımlamaya çalışırken şöyle yazmıştır: "Latin Amerika'nın 40'lı ve 50'li yıllardaki yazarları için sinema, tıpkı farklı diller konuşan insanların anlaşmak için kullandığı ortak bir dil (Lingua Franca) gibiydi. Ya da tıpkı farklı lehçeler konuşan Antik Yunanların anlaşmak için 'Koine'yi kullanması gibi. İçinde yaşadığımız, farklı diller ve kültürlerle dolu, Babil Kulesi kadar karmaşık modern dünyada, bu yazarların birbirleriyle ve dünyayla kurduğu ortak dil, edebiyat değil, sinema oldu. Daha önceki bir makalemde ("Geçen Yıl Marienbad'da: Metinlerarası Bir Derin Düşünce"), Alain Resnais'nin filmini ile Adolfo Bioy-Casares'ın "La Invención de Morel" (Morel'ün Buluşu) (1940) adlı eseri arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştum. Burada ise, Julio Cortázar'ın sinemadaki (şimdiye kadar fark edilmemiş) varlığına dikkat çekmek istiyorum.
  •   741
  •   0
Mikio Naruse’nin külliyatı hakkında yazan eleştirmenler, kaçınılmaz olarak olumsuz karşılaştırmalara ve eksiklikler listesine düşerler. Japon auteur’ler panteonuna geç dahil olmuş bir isim olarak Naruse, daima Kurosawa, Ozu ve Mizoguchi’nin altında değerlendirilmiştir. Şikâyetlerin ortak bir nakaratı vardır. Naruse içsel, ev içi dramlar yapmıştır ama onun işleri Ozu’nun eserleri kadar oyunbaz ya da sevimli değildir. Ozu ile birlikte Shochiku’nun Kamata stüdyolarında çıraklık yapmıştır, ama ya o stüdyonun hafif, eğlenceli üslubunu öğrenememiş ya da öğrenmek istememiştir. Israrla ağır, kasvetli ve depresif olmaya devam ettiği için oradan ayrılmasına memnuniyetle göz yumulmuştur. İki altın çağı kucaklayan klasik bir yönetmendir, ancak onun eserleri Bordwell’in kutladığı Japon sinemasının kendine özgü biçimsel süslemelerini ya da Burch’un betimlediği Japon estetik pratiğinin radikal sapmalarını örneklemez. Kadın melodramları çekmiştir, ama bunlar ne üslup açısından ne de duygusal yoğunluk açısından Mizoguchi’ninkiler kadar incelikle etkileyicidir.
  •   654
  •   0
"Hepimiz Kubrick'in çocuklarıyız, değil mi? Onun yapmadığı bir şeyi yapabilir misin ki?" (Paul Thomas Anderson)
  •   502
  •   1