Carol Reed
30 Aralık 1906’da Londra’da doğan İngiliz yönetmen Sir Carol Reed, oyuncu Sir Herbert Beerbohm Tree’nin ikinci oğludur. 1920’lerin ortasından itibaren kariyerine oyuncu olarak başlayan Carol Reed, sinemaya tiyatrodan geçmiştir. Ünlü gerilim romanları yazarı Edgar Wallace’a asistanlık ve sahne yönetmenliği yaparak kariyerine devam eden Reed, daha sonra yapımcı Basil Dean’in yanında diyalog yazarlığı ve yardımcı yönetmenlik yapmıştır. Reed ilk filmi Midshipman Easy’yi 1935’te çekmiştir. Bu tarihi aşk filmi, yönetmenin romandan sinemaya yapacağı uyarlamaların habercisidir. Reed, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz Ordusu’nun belgesel film birimine katıldı ve içlerinde Amerikalı yönetmen Garson Kanin ile ortak çalışmaları, Oscar ödüllü The True Glory’nin de bulunduğu birçok propaganda filmi yaptı. 1949’da çektiği, savaş sonrası Viyanası’nda yaşanan yozlaşma ve yıkımı anlatan Üçüncü Adam ile kariyerini uluslararası platforma taşıdı. Reed, 1956’da, Avrupa’da çekilen Hollywood yapımı bir drama olan ve sirkte yaşanan karamsar bir aşk üçgenini anlatan Trapez’i yönetti. 1960’lı yıllarda başrolde Marlon Brando’nun oynadığı Denizde İsyan’ın ünlü yeniden çevirimi ve Charlton Heston’un Sistine Capeli’nin duvar resimlerini yapan Michalengelo’yu oynadığı The Agony and the Ecstasy’nin de aralarında bulunduğu birçok epik film yaptı. 1968’de çektiği Oliver! ile En ıyi Yönetmen dalında Oscar aldı. Damdaki Kemancı’nın yıldız oyuncusu Topol ve Mia Farrow çiftinin başarısız bir performans sergilediği Follow Me, son filmidir. Reed’in filmlerinde, politik konulara duyarlılık ve sempatik karakter seçimi bir arada öne çıkar. Yönetmen sürekli bir yabancılaşma durumundaki dünyada, kenara itilmiş ya da ortada bırakılmış karakterlerin izini sürer. Karakterleri, bir kimlik sahibi olamadan arada sıkışmış biçimde yollarına devam ederler. Reed için kimlik, güvenilir bir nitelik değil sadece zihnin bir yanılgısıdır. “Hepimiz aynalardan oluşan geniş bir salona mahkum üçüncü şahıslarız ve tek kurtuluşumuz, bizi dünyanın kafa karıştırıcı, çarpıtılmış durumundan sıyıracak evrensel insani değerlere sarılmaktır.”