Yılmaz Zafer

  1. Adı Vasfiye
    Tüm Bilgiler
    Adı Vasfiye Dram, Fantastik 
    Yerli Film
    dı Vasfiye (1985), yeni romanı için konu arayan bir yazarın yaşadıklarını anlatıyor. Bir tıkanma döneminden geçen yazar Erol, pavyon şarkıcısı olan Sevim Suna’nın afişini görür ve Sevim’in hikâyesini merak ederek düşünmeye başlar. Bu sırada yanında Emin adında biri belirir. Emin, afişteki kadının kendi karısı Vasfiye olduğunu söyler ve hikâyelerini anlatmaya başlar. Emin, hikâyenin bir yerinde ortadan kaybolur ve yazar Erol, Emin’i ararken yanında bir anda İğneci Rüstem’i görür. Rüstem, Emin’in kaldığı yerden Vasfiye’nin hikâyesine devam eder. Derken o da aniden ortadan kaybolur. Çapkın Doktor Fuat, uyanık Kuyumcu Hamza’nın da anlattıklarının ardından Vasfiye ile ilgili birbiriyle çelişen pek çok hikâye dinleyen Erol, Vasfiye’nin gerçek hikâyesini öğrenmeye çalışırken gerçek ve hayali birbirine karıştırmaya başlayacaktır. 4 erkeğin gözünden farklı şekillerde anlatılan “kadın”a dair emin olduğumuz tek gerçek adının Vasfiye oluşudur. Necati Cumalı hikâyelerinden sinemaya uyarlanan, yönetmenin deyimiyle “sosyal içerikli fantastik bir kadın filmi” Adı Vasfiye (1985), 80’li yılların absürt Türk Sineması ve Müjde Ar ile “Atıf Yılmaz” denince akla ilk gelenleri içerisinde barındırıyor.
    • 1985
    • Türkiye
    • IMDb 7.3
    • 294
    • 0
    Aaahh Belinda
    Tüm Bilgiler
    Aaahh Belinda Fantastik, Komedi 
    Yerli Film
    Senaryosunu Barış Pirhasan’ın yazdığı ve Türkiye’deki ender sürrealist filmlerden – belki de zaman ve mekandaki kaydırmayı ve gerçekliğin üst gerçekliğe dönüşümünü göz önüne alırsak tek sürrealist Türk filmi! – olan Aaah Belinda, pek çok detayı içinde barından ve farklı yaklaşımlarla çözümlemeye imkan tanıyan, değerli bir Türk filmi. Barış Pirhasan’ın 80’lerin başından beri süregelen toplumsal değişimi, kadının Türk toplumundaki yerini, aile yaşamını ve kadın-erkek ilişkilerini sorguladığı ve alttan alta eleştirdiği senaryosu; Atıf Yılmaz’ın sinemasal tercihleriyle de daha ilgi çekici bir hale gelir.
    • 1986
    • Türkiye
    • IMDb 7.8
    • 179
    • 0
Yılmaz Zafer Haberleri Tümünü Gör
Popülerliğini koruyan birçok Afrika filmi, Afrika'nın geçmişi ile modern bugünkü durumu arasındaki paralelleri ele alır. Bu filmler aracılığıyla, gelenekler, sömürgeciler tarafından kurulan ve onların çekilmesinden çok sonra bile varlığını sürdüren ideolojik ve politik kurumlar, toplumsal cinsiyet rolleri ve sözlü anlatıların ve dilin önemi gibi geniş bir yelpazedeki konuları izleriz.
  •   686
  •   0
Robert Redford, hem parlak yıldızlar dünyasının kalıcı ikonu hem de Amerikan bağımsız sinemasının duayeni olarak, genellikle karşı çıktığı şeylerle tanımlanagelmiştir. Kaliforniya banliyösündeki yetişme tarzından sıkılan doğal bir atlet olan Redford, istemeden de olsa 'Beyaz Anglo-Sakson Protestan' (WASP) Amerikası'nın simgesi haline geldi. 70'lerin Hollywood'unda, çoğu İtalyan veya Yahudi kökenli koyu saçlı, dinamik oyuncuların döneminde Redford, eski tarz bir başrol oyuncusu olarak kaldı. Yırtıcı ve aslana benzeyen yakışıklılığıyla, onu sıradan bir bakkalda saklanmış halde hayal etmek neredeyse imkansızdı.
  •   601
  •   0
Sinema, özellikle baskı, sansür ve sürgünle yüzleşmiş yönetmenlerin eserlerinde, uzun zamandır politik direnişin bir mücadele alanı olmuştur. Bu isimler arasında Yılmaz Güney ve Mohammad Rasoulof, marjinalleştirilmiş toplulukların, politik muhaliflerin ve otoriter rejimler altında yaşayanların mücadelesini sinemalarında somutlaştıran simgesel figürler olarak öne çıkar. Farklı tarihsel ve ulusal bağlamlarda çalışmış olsalar da, her iki yönetmen de baskıyı ifşa etme ve devlet kontrolüne sinematik dilleriyle direnme konusunda derin bir bağlılık paylaşır.
  •   547
  •   0
Şiirsel Gerçekçi Filmler
  31 Aralık 2023

Şiirsel Gerçekçi Filmler

1929 Buhranı sonrası sosyoekonomik kargaşanın hâkim olduğu bir dönemde doğan Şiirsel Gerçekçilik, bireyi merkezine alarak toplumsal bir hiciv lirizmi sunar. 1930’larda Fransa’da doğup ardından tüm Avrupa’yı kucaklayan akım, yaklaşmakta olan savaşın karamsar, huzursuz ve acı dolu adımlarına karşı durur; bu net duruşunu şairane bir üslupla harmanlayıp gerçeğin sert hatlarını şiir törpüsüyle silikleştirir. Toplumdaki çalışan insanın, emekçinin, kaçakçının, fabrika işçisinin sorununa, çaresiz karakterleri ve onların tutarsız davranışlarıyla gönderme yapar; sosyalizmi, sıradan insanı, sen ve ben’i savunur. Savaşın yıkmaya çalıştığı hayalleri önemseyerek, günlük hayatın şiirselliğini yakalama derdine düşüp lirik bir kadraj tekniğiyle loş ortamları, puslu havalarda, ıslak kaldırımlar üzerinde perdeye aktarır.
  •   263
  •   0