Savaş Yurttaş

  1. Sürü
    Tüm Bilgiler
    Sürü Dram 
    Yerli Film
    Şivan, aşiretler arasında barışı sağlamak için düşman aşiretin kızı Berivan’la evlenir. Şivan’ın babası Hamo, çocuk doğurmadığından dolayı Berivan’ı uğursuz addeder. Ancak Berivan hastadır. Şivan, onu tedavi ettirmek için aşiretten ayrılmayı istemektedir. Geçimlerini sağladıkları hayvancılıkta günden güne kötüye gitmektedir. Bu nedenle Hamo, bu fikre karşı çıkar. Ancak son sürüyü sattıktan sonra ayrılmalarına izin verecektir. Sürüyü de yanına alan Şivan, ailesiyle birlikte Ankara’ya doğru yola çıkar. Ancak yolculukları planladıkları gibi gitmeyecektir.
    • 1979
    • Türkiye
    • IMDb 8,2
    • 303
    • 0
Savaş Yurttaş Haberleri Tümünü Gör
Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
  •   61
  •   0
Psikolojik gerilim ile sıradan bir gerilim arasındaki fark nedir? Adından da anlaşılacağı gibi, bu ayrım temelde zihinle ilgilidir. En iyi örneklerde, karakterlerin ruhsal durumlarına özel bir önem verilir ve gerilimin kendisi, bu motivasyonların hikayenin akışını nasıl şekillendirdiğinden doğar. Bu, kulağa fazla entelektüel gelebilir ancak en büyük psikolojik gerilimler, izleyicinin tüylerini diken diken eden temel korkular, travmalar ve yanılsamalarla oynar. Özellikle sorunlu bir gencin de bir zamanlar dediği gibi, hepimiz zaman zaman biraz deliye döneriz. İşte bu, türü bu kadar tanıdık ve ürkütücü kılan şeydir.
  •   796
  •   0
Hem İtalya'da hem de yurt dışında geniş çapta tanınan ve saygı duyulan Francesco Rosi, yarım yüzyıl boyunca yoğun bir şekilde yüklü, politik olarak angaje ve sosyal olarak kendini adamış bir sinema uygulamaya devam etti ve bu da ona haklı olarak İtalya'nın sinematik "yurttaşlık cesareti şairi" unvanını kazandırdı.
  •   262
  •   0
Çek toprakları Avrupa’nın, Batı’nın ve modernitenin oluşturduğu tüm çatışmaları tecrübe etmiştir. 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’nın dinsel çatışmalarının mücadele alanıydı. 19. yüzyılda çatışan milliyetçiliklerin yer aldığı bir sahneydi. 20. yüzyılda ise Avrupa’nın en doğulu demokrasisinin beşiği (1918-1938) ve komünizmin en batılı ileri karakol mevkii (1948-1989) olmuştur. Nazi işgali, soykırım, savaş sonrası üç milyon Alman’ın etnik olarak yeniden tanımlanmış bir devletin sınırları ötesine ‘nakli’, Stalinizm, ‘insani bir sosyalizm’, ‘olağanlaşma’, ‘muhalefet’ ve bu olayların gölgesinde gelişen, bazen sansürlenen Çek Sineması.
  •   642
  •   0