Rei Dan

  1. Bushi No ichibun
    Tüm Bilgiler
    Bushi No ichibun Dram, Romantik 
    Türkçe Altyazı
    Shinnojo Mimura düşük rütbeli bir samuraydır ve Klan Lordunun yemeklerini tadarak zehir kontrolü yapmaktadır. Evli olan Shinnojo'nun hayatı; Lordun yemeğinden zehirlenip geçirdiği ateşli bir hastalıktan dolayı tepetaklak olur. Bir kaç gün sonra Shinnojo iyileşir ama gözlerinde sorun vardır. O artık kör bir samuraydır. Kör olan Shinnojo'nyn eşi Kayo, şimdi hem samurayla ilgilenmeli hem de kendi geçimlerinin gidişatını sağlamalıdır. Kayo'yu evlenmesinden önce tanıyan yüksek rütbeli bir memur olan Shimada Toya yardım teklifinde bulunur. Kayo akrabalarının baskısıyla Shimada Toya'ya ricada bulunmaya gider ama Shimada Toya iyiliğinin karşılığında Kayo'dan bir kaç iyilik(!) istemektedir.Shinnojo kör hayatına alışmaya başlar ama karısıyla ters giden bir şeyler olduğunu sezmektedir. Halası, karısıyla bilinmeyen bir samurayın etrafta dolanan dedikodularını kör samuraya anlatır. Shinnojo bilinmeyen samurayın Shimada Toya olduğunu öğrenir. Kör olmasına rağmen hala bir samurayın ruhuna sahip olan Shinnojo; aşk ve onur için Shimada Toya'ya meydan okuyacaktır...Yôji Yamada'nın yönettiği Bushi No ichibun (Love and Honor), toplam 15 ödül kazanmış bir yapım.
    • 2006
    • Japonya
    • IMDb 7.7
    • 445
    • 0
Rei Dan Haberleri Tümünü Gör
Robert Redford, hem parlak yıldızlar dünyasının kalıcı ikonu hem de Amerikan bağımsız sinemasının duayeni olarak, genellikle karşı çıktığı şeylerle tanımlanagelmiştir. Kaliforniya banliyösündeki yetişme tarzından sıkılan doğal bir atlet olan Redford, istemeden de olsa 'Beyaz Anglo-Sakson Protestan' (WASP) Amerikası'nın simgesi haline geldi. 70'lerin Hollywood'unda, çoğu İtalyan veya Yahudi kökenli koyu saçlı, dinamik oyuncuların döneminde Redford, eski tarz bir başrol oyuncusu olarak kaldı. Yırtıcı ve aslana benzeyen yakışıklılığıyla, onu sıradan bir bakkalda saklanmış halde hayal etmek neredeyse imkansızdı.
  •   621
  •   0
Andrei Tarkovsky'yi anlama klavuzu niteliğindeki bu yazı kısa ve öz niteliğinde. Bir de bu açıdan filmlerine yeniden bakış açısı sunacağını umuyorum.
  •   197
  •   0
BBC Culture, farklı ülkelerden sinema yazarlarının oylarıyla belirlenen Kadın Yönetmenler Tarafından Yönetilen En İyi 100 Film listesinin tamamını açıkladı. Listenin ilk sırasında Jane Campion’ın başyapıtı Piyano (1993) yer alıyor, bir başka usta Agnès Varda tam 6 filmiyle listede adını en çok gördüğümüz isim olurken, 5’ten 7’ye Cléo (1962) da listenin ikinci sırasında dikkat çekiyor. Kathryn Bigelow 5; Claire Denis, Lynne Ramsay ve Sofia Coppola 4’er; Jane Campion, Chantal Akerman, Lucrecia Martel ve Andrea Arnold ise 3’er filmle listede öne çıkan yönetmenler.
  •   240
  •   0
Sinema tarihinde, Rainer Werner Fassbinder ile Leonard Cohen arasında (hiçbir zaman resmiyete dökülmeden) ortaya çıkan işbirliği kadar tuhaf bir şekilde kaçınılmaz görünen çok az işbirliği vardır. Yeni Alman Sineması'nın "yaramaz çocuğu" konumundaki Fassbinder, yaptığı filmler ve televizyon dramalarıyla toplumsal alışkanlıkları ve duygusal zırhları delip geçiyordu. Kanadalı şair-şarkıcı Cohen ise eski püskü kadifeyi andıran sesiyle pişmanlık, mizah ve yakınlığın rahatsız edici gerçekleri üzerine şarkılar inşa ediyordu. Bu iki duyarlılığın buluşması, hemen tanınabilir bir atmosfer yarattı: Fassbinder'in ölçülü kamera çalışması ve ahlaki doğrudanlığı, Cohen'in berelenmiş baladlarıyla birleştiğinde ortaya sessizce ezici bir şey çıkıyordu. Yönetmenin çalışmaları boyunca Cohen'in müziği, bir atmosfer yaratmaktan çok daha fazlasını yapar: adeta bir Antik Yunan korosuna, karakterlerin dünyalarının ahlaki bir barometresine dönüşür, tarihsel sınırları çökertir ve karakterlerin seçimlerindeki etik değerleri açığa çıkarır.
  •   288
  •   0