Martin May

  1. Das Boot
    Tüm Bilgiler
    Das Boot Savaş, Tarih 
    Türkçe Dublaj
    1979 senesinde çekilmiş 1981 senesinde vizyona giren, 2. dünya savaşında u 96 isimli tip 7 sınıfı alman U-boot mürettebatın konu alan film. Propaganda unsuru taşımaz. Wolfgang Peterson yönetmenliğinde Almanca çekilen film yaklaşık 6 saatir.(Bizdeki versiyon 3saat 20dk) Savaşta Alman denizcilerin hayatlarını içinde bulundukları psikolojik durumu görsel bir anlatış biçimiyle dile getirmektedir. 1980'deki galasında zamanın ünlü isimleri filmi sonunda Wolfgang Petersonu ayakta alkışlamıştır. Diğer savaş filmlerinde olmayan savaşın insancıl boyutunu ortaya çıkartmıştır.2.Dünya Savaşın'da görev yapan U-96 tipi bir Alman denizaltısı Atlas Okyanusu'ndaki normal devriye görevine çıkar.Gemide görevli personel haricinde bir subay da denizaltında yaşananları kaydetmek için sefere katılır. Gemi normal seyrinde iken okyanusta detroyer koruması olmadan seyreden 5 gemilik bir filoyla karşılaşır.Kaptan biraz tereddütden sonra saldırı emri verir.Fakat o anda,saldırı öncesi göremedikleri bir destroyerin üzerlerine saldırdığını görürler.Dibe dalarak kaçmaya çalışsalar da destroyer peşlerini bırakmaz.Muhabir subay herşeyin bittiğini ve kurtuluş imkanı kalmadığını düşünerek uykuya dalar.Uyandığında herşeyin normale döndüğünü ve destroyerden kurtulduklarını görür.Bu olaydan sonra karargah tarafından asıl üsleri olan La Rochelle yerine Cebelitarık'dan geçerek İtalya'da La Spezia limana dönmeleri emredilir.Daha öncesinde 2.dünya savaşında tarafsız olan ispanya'da tedarik için alman gemileri ile buluşacaklardır
    • 1981
    • Almanya
    • IMDb 8.3
    • 744
    • 0
Martin May Haberleri Tümünü Gör
“Papa’nın sineması öldü,” 1960’lar ve 70’lerde ticari kaçışçılık içinde durağanlaştığını düşündükleri bir sektörü yeniden canlandırma kararlılığındaki bir Alman yönetmen kuşağının sloganıydı.
  •   94
  •   0
"Gizli Ajan" filminin sinemalara gelmesi ile birlikte, politik gerilim filmlerinin gergin ve paranoyak dünyasına ve film yapımcılarının bu türü adaletsizliği, yolsuzluğu ve kötüye kullanılan gücü ortaya çıkarmak için nasıl kullandıklarına bakıyoruz.
  •   741
  •   0
Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
  •   153
  •   0
Psikolojik gerilim ile sıradan bir gerilim arasındaki fark nedir? Adından da anlaşılacağı gibi, bu ayrım temelde zihinle ilgilidir. En iyi örneklerde, karakterlerin ruhsal durumlarına özel bir önem verilir ve gerilimin kendisi, bu motivasyonların hikayenin akışını nasıl şekillendirdiğinden doğar. Bu, kulağa fazla entelektüel gelebilir ancak en büyük psikolojik gerilimler, izleyicinin tüylerini diken diken eden temel korkular, travmalar ve yanılsamalarla oynar. Özellikle sorunlu bir gencin de bir zamanlar dediği gibi, hepimiz zaman zaman biraz deliye döneriz. İşte bu, türü bu kadar tanıdık ve ürkütücü kılan şeydir.
  •   1.060
  •   0