George Baker

George Baker, 007 James Bond: Beni Seven Casus, Majestelerinin Gizli Servisinde ve Kraliçe Ve Ülkem Adına yapımları ile tanınan Oyuncu, Senarist ve Senarist (Kitap).
  1. The Dam Busters
    Tüm Bilgiler
    The Dam Busters Aksiyon, Savaş 
    Türkçe Altyazı
    Yenilmez görünen ve gücünün doruklarındaki Nazi savaş makinesine, yıkıcı bir darbe indirmeyi amaçlayan Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin Pataklama Operasyonu adı verilen çok gizli bombalama görevini planlamasını ve uygulamasını konu alıyor...
    • 1955
    • İngiltere
    • IMDb 7,4
    • 124
    • 0
    Hopscotch
    Tüm Bilgiler
    Hopscotch Aksiyon, Gerilim 
    Türkçe Altyazı
    Yaşlı ve tecrübeli bir CIA ajanı olan Kendig, bir olayda Sovyetlerin KGB örgütünde çalışan Yaskov ile karşı karşıya gelir ve eski dostu olan Yaskov’u bağışlar. CIA’nin yöneticileri onun bu davranışını affetmezler ve Kendig’i emekliye ayırırlar. Kendig de oturup anılarını yazmaya karar verir. Bu anılarda bir çok ifşanın yer alacağını gören bütün istihbarat teşkilatları harekete geçecek ve Kendig’in anılarını yazmasına engel olmaya çalışacaktır.
    • 1980
    • ABD
    • IMDb 7.1
    • 489
    • 0
    On Her Majesty’s Secret Service
    Tüm Bilgiler
    On Her Majesty’s Secret Service Aksiyon, Gerilim 
    Türkçe Altyazı
    Ünlü ajan James Bond, bir kez daha ezeli düşmanlarından SPECTRE'nin lideri Blofeld ile karşı karşıyadır. Blofeld, dünyayı yokedebilecek çok tehlikeli bir virüs geliştirmiştir ve daha önce işlediği suçlardan dolayı affedilmezse virüsü serbest bırakacaktır.Blofeld'IN korkunç planını engellemek isteyen Bond, intihar etmek üzere olan Tracy Draco diye bir genç kızı kurtarır. Tracy, batının en ünlü suç imparatorlarından birinin kızıdır ve babası, Blofeld'IN yerini bulmak karşılığında Bond'un kızıyla evlenmesini istemektedir. Blofeld'e başka türlü ulaşamayan Bond bu teklifi kabul ederek Tracy ile evlenir. Blofeld, İsviçre'de bir üs kurmuştur ve Bond bu kez onu durdurmak için dağlarda zorlu bir mücadeleye girişecektir.Avustralyalı aktör George Lazenby'nin, Bond karakterini gençleştirmek için bu role getirildiği film, serinin en etkileyici aksiyon sahnelerine sahip olmasına rağmen hayranları tarafından beklenen ilgiyi görmedi. Gişede beklenen başarı elde edilemeyince, stüdyo bir sonraki Bond filminde tekrar Sean Connery ile çalışmayı tercih etti.
    • 1969
    • İngiltere
    • IMDb 6.7
    • 658
    • 0
    The Spy Who Loved Me
    Tüm Bilgiler
    The Spy Who Loved Me Aksiyon, Gerilim 
    Türkçe Dublaj
    Ruslar ve İngilizler, birer denizaltıları ortadan kaybolunca savaşın eşiğine gelirler. Ele geçirilen mikrofilm, denizaltıların üçüncü bir tarafın kontrolündeki bir teknolojiyle takip edilerek kaçırıldığını ortaya çıkarır. Bunun üzerine MI6'in gözde ajanı James Bond ve güzel Rus ajanı Anya Amasova, güçlerini birleştirerek olayların şüphelisi milyarder işadamı Carl Stromberg'in peşine düşerler.Stromberg'IN amacı, nükleer denizaltıları kullanarak yer yüzünü yoketmek ve kurtulan insanlara denizlerin altında yeni bir yaşam imkanı sağlamaktır. Anya'yla beraber çalışan Bond, kendisini güzel partnerine karşı da korumak zorundadır çünkü bir önceki görevinde onun sevgilisini öldürmek zorunda kalmıştır
    • 1977
    • ABD,İngiltere
    • IMDb 7.1
    • 516
    • 0
George Baker Haberleri
Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
  •   88
  •   0
Robert Redford, hem parlak yıldızlar dünyasının kalıcı ikonu hem de Amerikan bağımsız sinemasının duayeni olarak, genellikle karşı çıktığı şeylerle tanımlanagelmiştir. Kaliforniya banliyösündeki yetişme tarzından sıkılan doğal bir atlet olan Redford, istemeden de olsa 'Beyaz Anglo-Sakson Protestan' (WASP) Amerikası'nın simgesi haline geldi. 70'lerin Hollywood'unda, çoğu İtalyan veya Yahudi kökenli koyu saçlı, dinamik oyuncuların döneminde Redford, eski tarz bir başrol oyuncusu olarak kaldı. Yırtıcı ve aslana benzeyen yakışıklılığıyla, onu sıradan bir bakkalda saklanmış halde hayal etmek neredeyse imkansızdı.
  •   617
  •   0
Robert Bresson başlangıçtan beri aynı soruyu sormaya devam eden bir yönetmendir. Sinemasının özünde; bireylerin iç dünyası ve anlamlandıramadıkları çevre ile mücadelesi merkezdedir. Karakterlerin yalnızlıkları, içe dönüklüğü ve yaşadıkları çağ ile mücadeleleri; esaret, erdem, kaygı, intihar, suç ve masumiyet gibi temalardan beslenerek anlatılır. Olayları manipüle etmez ve yeryüzünün tüm kötülüğünü ortaya koymaktan çekinmez. Karakterlerin sonları da bu kötücül dünyaya dayanma durumlarına bağlıdır.
  •   453
  •   0
Sanat ve politika arasındaki ilişki her zaman tartışılan bir konu olmuştur. Sinemanın da görsel ve işitsel imkanları sayesinde politikayla olan ilişkisi göz ardı edilemez. Proletaryanın tarih sahnesine çıkışıyla birlikte grevler, lokavtlar ve sendikalar da perdeye yansımaya başlamıştır. Bu tezde “Politik Sinema Örneği Olarak Ken Loach sineması ve iki filmi olan “Riff- Raff” (Ayaktakımı) ve “I, Daniel Blake” (Ben, Daniel Blake)” filmlerinde İşçi Sınıfının sunumları incelenmiştir.
  •   520
  •   2