Fay Baker

  1. Deadline – U.S.A.
    Tüm Bilgiler
    Deadline – U.S.A. Film-Noir, Suç 
    Türkçe Altyazı
    Ed Hutcheson, New York 'Day' gazetesinde çalışan bir adamdır. Gazete mali sorunlar nedeniyle kapanmak üzeredir ancak bu durum bile hem Ed'in hem de diğer personelin çalışmasına engel olmaz. Hutcheson, dokunulmaz çete patronu Rienzi'nin cezai faaliyetlerini ortaya çıkarmak için zorlu bir mücadeleye girişecektir.
    • 1952
    • ABD
    • IMDb 7,2
    • 483
    • 0
    The House on Telegraph Hill
    Tüm Bilgiler
    The House on Telegraph Hill Film-Noir, Suç 
    Türkçe Altyazı
    Bu merak uyandıran, zengin atmosfere sahip kara film, San Francisco'daki Coit Tower'ın aşağısındaki Viktorya döneminden kalma ürkütücü bir malikanede geçiyor. Victoria Kowelska (Valentina Cortese), 2. Dünya Savaşı bombalamaları ve yeniden yerleştirme kamplarında yaşadı ve sonunda Amerika'ya göç etti. Şimdi sadık kocasıyla (Richard Basehart) San Francisco Körfezi'ne bakan büyük evlerinde mutlu bir şekilde mutlu olmalıydı ama Victoria göründüğü gibi değil.
    • 1951
    • ABD
    • IMDb 6.9
    • 404
    • 0
    Notorious
    Tüm Bilgiler
    Notorious Dram, Gerilim 
    Türkçe Altyazı
    Dünya Savaşı esnasında hüküm giymiş bir Nazi savaş suçlusunun kızı olan Alicia'yla Amerikan Hükümeti adına casusluk yapması için temasa geçilir. Aşk, gerilim ve tutku gibi Hitchcock temaları etrafında dönen film, ustanın en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Film diğer Hitchcock filmleri gibi gerilim türünde olsa da; alt metin olarak asıl aşkı ele alıyor. Filmde Grant, ajan rolünde; Bergman da Almanya vatandaşı olan, babası kirli işlere karışmış, babasının yaptığı pis işleri öğrendiğinde Amerika hükümetine çeteye sızan birini canlandırıyor.
    • 1946
    • ABD
    • IMDb 7.9
    • 571
    • 0
Fay Baker Haberleri
Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
  •   89
  •   0
Deleuze’ün Sinema Felsefesi
  16 Eylül 2024

Deleuze’ün Sinema Felsefesi

Deleuze’ün sinema felsefesi, temel olarak “kavram yaratma” üzerine odaklanmaktadır. Deleuze’ün sinema üzerine yaptığı çalışmaların temeline bakıldığında sinema, sonsuz bir düşünme, var olma ve karşılaşma halini yansıtan temel bir olgudur. İmgelerin yarattığı kanallar vasıtasıyla farklı disiplinlerdeki düşüncelere etki edebilen (ya da başka disiplinlerdeki düşüncelerden etkilenen) sinema, kendi gerçekliğine sahip olan bir düşünme şeklidir. Bu anlamda sinema, düşünceler aracılığıyla bir üretim tarzı olmanın yanında, aynı zamanda hareketin ve zamanın imgelerin içinde filizlendiği bir sanat türüdür. Dolayısıyla sinemada hareket ve anlam Deleuze tarafından büyük önem taşımaktadır.
  •   189
  •   0
Sanat ve politika arasındaki ilişki her zaman tartışılan bir konu olmuştur. Sinemanın da görsel ve işitsel imkanları sayesinde politikayla olan ilişkisi göz ardı edilemez. Proletaryanın tarih sahnesine çıkışıyla birlikte grevler, lokavtlar ve sendikalar da perdeye yansımaya başlamıştır. Bu tezde “Politik Sinema Örneği Olarak Ken Loach sineması ve iki filmi olan “Riff- Raff” (Ayaktakımı) ve “I, Daniel Blake” (Ben, Daniel Blake)” filmlerinde İşçi Sınıfının sunumları incelenmiştir.
  •   522
  •   2