Eric Ruf

  1. J’accuse
    Tüm Bilgiler
    J’accuse Biyografi, Gerilim 
    Türkçe Altyazı
    19. yy sonları ve 20. yy başlarında Fransa'yı ikiye bölen, edebiyattan medyaya bütün alanlarda etkisini hissettiren "Dreyfus Olayı", adlı 1984 senesinde ajanlık suçlamasıyla hakkında yakalama emri çıkartılan Yüzbaşı Alfred Dreyfus'un daha sonra haksız yere yargılandığının ortaya çıkmasıyla sonlanan bir süreçten alıyor. Düzmece belgelerle suçlanan ve arkasında Avrupa'da hızla yayılmaya başlayan Yahudi Düşmanlığı'nın yattığı iddia edilen bu olayda, Dreyfus'un senelerce hapis yatmasına sebep olmuşlardırFransız Devrimi'yle beraber gelen eşitlik, adalet ve kardeşlik gibi ilkelerin tersine Fransa tarihine kara bir leke olarak geçen bu olayın sonunda Fransa, olaydan 12 sene sonra Dreyfus'un suçsuzluğunu onar, halkın önünde söktüğü askeri rütbelerini törenle takar ve kendisini Legion d'Honneur Nişanı ile ödüllendirir. I. Dünya Savaşı'nda tekrar görevine dönen ve ülkesine hizmet eden Dreyfus 1935'de hayatını kaybeder.
    • 2019
    • Fransa,İtalya
    • IMDb 7.2
    • 627
    • 0
Eric Ruf Haberleri Tümünü Gör
Sinemayla kurduğumuz ilişki imajlarla olan ilk karşılaşmamızda başlar. Bir izleyici olmadan, sinema kültürüne herhangi bir katkıda bulunamayacağımız aşikârdır. Hâliyle mesleki tüm sıfatlarından önce, sabık bir sinema aşığı ve bir sinefil olan François Truffaut’nun yeri, ait olduğu devasa izleyici grubunun gönlünde apayrıdır. Çünkü Truffaut, şöhretini yönetmenliğine borçlu olsa da, izleyici koltuğundaki yerini oturduğu hiçbir iktidar koltuğuna (yönetmen, senaryo yazarı, festival jürisi vs.) tercih etmemiştir kariyerinin sonuna dek.
  •   327
  •   0
Psikolojik gerilim ile sıradan bir gerilim arasındaki fark nedir? Adından da anlaşılacağı gibi, bu ayrım temelde zihinle ilgilidir. En iyi örneklerde, karakterlerin ruhsal durumlarına özel bir önem verilir ve gerilimin kendisi, bu motivasyonların hikayenin akışını nasıl şekillendirdiğinden doğar. Bu, kulağa fazla entelektüel gelebilir ancak en büyük psikolojik gerilimler, izleyicinin tüylerini diken diken eden temel korkular, travmalar ve yanılsamalarla oynar. Özellikle sorunlu bir gencin de bir zamanlar dediği gibi, hepimiz zaman zaman biraz deliye döneriz. İşte bu, türü bu kadar tanıdık ve ürkütücü kılan şeydir.
  •   873
  •   0
1957’de François Truffaut şöyle yazmıştı: “Yarının sineması bana, bireysel ve otobiyografik bir romandan bile daha kişisel görünüyor; bir itiraf ya da günlük gibi. Genç sinemacılar kendilerini birinci tekil şahısla ifade edecek, başlarından geçenleri anlatacaklar: ilk aşklarının hikâyesi ya da en sonuncusu; politik uyanışları; bir yolculuk, bir hastalık, askerlik, evlilik ya da son tatil… ve bu keyifli olacak, çünkü gerçek olacak… Yarının sineması bir aşk eylemi olacak.” (1)
  •   539
  •   0
Abbas Kiarostami, uluslararası üne sahip ilk İranlı yönetmen olmasa da, dünya çapında tanınan ilk İranlı auteur (özgün sinemacı) idi. Onun bu denli takdir görmesinin nedenleri, İran içinde ve dışında farklılık gösterebilir; bu, çeşitli bakış açılarını yansıtır. Ancak, onun filmlerini İran sineması bağlamında değerlendirmek yine de önemli ve aydınlatıcıdır.
  •   668
  •   0