Chin Han

  1. Ruan Ling Yu
    Tüm Bilgiler
    Ruan Ling Yu Biyografi, Dram 
    Türkçe Altyazı
    Çin'in beyaz perdedeki ilk prima donna'sının trajik gerçek hikayesine dayanan Ruan Lingyu'nun, 1930'larda Şanghay'da bir sinema oyuncusu olarak şöhrete yükselişini anlatıyor.
    • 1991
    • Hong Kong
    • IMDb 7.5
    • 756
    • 0
    Restless
    Tüm Bilgiler
    Restless Dram, Romantik 
    Türkçe Dublaj
    “Gus Van Sant’ın dram türü örneği,değişik bir şey getireceği kesin.. Ölümcül bir hastalığı olan genç kız, cenaze törenlerine gitmekten hoşlanan genç bir çocukla arkadaşlık etmeye başlar.Bu genç adamı diğerlerinden ayıran ilginç bir özelliği vardır; o nereye giderse yanında 2. Dünya Savaşı’nda kamikaze pilotu olan Japon bir adamın hayaleti de beraberinde gitmektedir..
    • 2011
    • ABD
    • IMDb 6.7
    • 294
    • 0
Chin Han Haberleri Tümünü Gör
Sinemayı, kültürü, güzel sanatları ve müziği seven, hikayelerini kendi yaşadığı hayattan ziyade diğer sanat eserlerinden elde ettiği hayal gücüyle yeniden kurgulayan Park Chan-wook, felsefi içerikleri kadar aşırı şiddet içeren hikayeleriyle tartışılan, kanlı ve vahşet dolu filmleri nedeniyle Kore sinemasının Tarantino'su olarak anılan bir yönetmen.
  •   187
  •   0
Sinemanın en önemli ve sinemayı sinema yapan akımlarından biri kuşkusuz "Yeni Gerçekçilik"tir. Hatta şahsi olarak, akımı önem olarak ilk sıraya koyar ve onsuz sinemanın çok büyük anlam kaybedeceği fikrini savunurum. Sinemanın her açıdan halka inmesini sağlayan yeni gerçekçilik, kitleleri de derinden etkilemiştir. İşte bu önemli sinema olayının öncülerinden, akımın ilk belirtilerinin görüldüğü filme imza atan (Ossessione, 1942), bir deha, bir büyük yönetmendir Visconti.
  •   229
  •   0
Kent ve onun yansıması, iki savaş arası avangard sinemada özel bir rol oynar. 1920’ler ve 1930’lardaki şehir senfonisi dalgası için kentlilik, modernliğin bir simgesini, modern yaşamın gerçekleştiği en son ve en eksiksiz biçimi temsil eder. Kentler, modern dünyanın çeşitli unsurlarının toplayıcısıdır; modernitenin en yüksek biçimlerini oluşturur ve aynı zamanda onu hızlandırırlar. Kent filmleri, hareket, enerji, ritimler, ışık, ürünler, mimari ve sakinler arasındaki bağlantıları açığa çıkarır. Peki modern çağın bu özelliklerini bizzat kentsellik dışında gözlemlemek mümkün müdür? Sonuçta, şehir yerine fabrika işlemlerini, barajları, enerji üretimini, ulaşımı ve yolculuk temalarını – başka bir deyişle altyapıları – aynı görsel sözlükle betimleyen çok sayıda iki savaş arası film vardır. Bu filmleri ayrı bir tür olarak yorumlamak belki de mümkündür. Daha sonraki şehir senfonilerinde olduğu gibi, bu yapımların bir kısmı belirli endüstriyel komisyonlarla ya da çeşitli devlet programları gibi toplumsal angajmanların parçası olarak üretilmiştir. Dolayısıyla altyapı politikalarının araçları olarak görülebilirler. Her ne kadar yalnızca basit öğretici veya eğitici filmler gibi görünseler de, gelişkin sinema dilinin yöntemlerini kullanmaları veya doğrudan dönemin sanatsal açıdan seçkin yönetmenlerine sipariş edilmeleri nedeniyle sinemasal nitelikleri açısından tanınırlar. Bu metin, bu tür filmler için “altyapı senfonisi” terimini önermekte ve onları 1930’lar ile 1940’larda özgül bir iletişim aracı olarak, 1950’ler sonu ile 1960’lara doğru belgesel ve eğitim türlerine dönüşümlerini ve 1980’lerde Doğu Bloku distopik senfonileri biçiminde aldıkları son hallerini incelemektedir.
  •   104
  •   0
Uruguaylı eleştirmen ve biyograf Emir Rodriguez Monegal, Latin Amerika kurgusunun kültürel birliğini tanımlamaya çalışırken şöyle yazmıştır: "Latin Amerika'nın 40'lı ve 50'li yıllardaki yazarları için sinema, tıpkı farklı diller konuşan insanların anlaşmak için kullandığı ortak bir dil (Lingua Franca) gibiydi. Ya da tıpkı farklı lehçeler konuşan Antik Yunanların anlaşmak için 'Koine'yi kullanması gibi. İçinde yaşadığımız, farklı diller ve kültürlerle dolu, Babil Kulesi kadar karmaşık modern dünyada, bu yazarların birbirleriyle ve dünyayla kurduğu ortak dil, edebiyat değil, sinema oldu. Daha önceki bir makalemde ("Geçen Yıl Marienbad'da: Metinlerarası Bir Derin Düşünce"), Alain Resnais'nin filmini ile Adolfo Bioy-Casares'ın "La Invención de Morel" (Morel'ün Buluşu) (1940) adlı eseri arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştum. Burada ise, Julio Cortázar'ın sinemadaki (şimdiye kadar fark edilmemiş) varlığına dikkat çekmek istiyorum.
  •   562
  •   0